Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, Filistin topraklarını gasbeden yaklaşık 150 İsrailli, Deyr Cerir köyüne dört ayrı noktadan saldırdı ve köyün ana girişini kapattı.
İsrail ordusu da eş zamanlı olarak köye baskın düzenleyerek Filistinlilerin hareketini kısıtlamaya yönelik uygulamalarda bulundu.
İsrailli işgalciler, aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da bulunduğu bazı Filistinli aileleri evlerinde kuşatarak evleri ateşe vermeye çalıştı.
Öte yandan İsrail güçleri de Batı Şeria'nın kuzeyindeki Tubas kentine bağlı Atuf köyü ile Bekia Ovası'nda 300'den fazla zeytin ve üzüm ağacını söktü, yaklaşık 45 bin dönüm tarım arazisini besleyen su iletim hatlarını tahrip etti.
Tubas'ta Ağvar Dosyası Sorumlusu Mutez Bişarat, Filistin resmi haber ajansı WAFA'ya yaptığı açıklamada, ağaç sökme ve arazi tahribatının İsrail'in yıl başından bu yana yürüttüğü, askeri yol açma ve Ayrım Duvarı inşasını içeren projenin parçası olduğunu belirtti.
Bişarat, ilk planlara göre yaklaşık 22 kilometre uzunluğunda olması öngörülen Ayrım Duvarı'nın Ayn Şibli köyünden Teyasir askeri kontrol noktasına kadar uzanacağını, bunun da on binlerce dönüm tarım arazısının izole edilmesine ve Ürdün Vadisi üzerindeki İsrail kontrolünün daha da güçlendirilmesine yol açacağını ifade etti.
Filistin makamlarının verilerine göre, Batı Şeria'da 8 Ekim 2023'ten bu yana İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 1175 Filistinli hayatını kaybetti, 12 bin 919 kişi yaralandı, yaklaşık 24 bin kişi gözaltına alındı ve 33 bin kişi yerinden edildi.
Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre İsrail ordusuna ait buldozerler, sabahın erken saatlerinde El Halil kentinin doğusundaki Yatta beldesine bağlı İrfaiyye bölgesine baskın düzenledi.
Buldozerlerin Filistinli 15 kişilik 3 ailenin barındığı evi yıktığı belirtildi.
İsrail'in gerçekleştirdiği yıkımlar, 1949 tarihli 4. Cenevre Sözleşmesi'ne göre ancak zorunlu askeri gerekçelerle mümkün olduğundan, uluslararası insancıl hukuka aykırılık teşkil ediyor.
Yıkımlar, Filistinli ailelerin yerinden edilmesine ve tarım ile hayvancılığa dayalı geçim kaynaklarını kaybetmesine yol açıyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2025 yılı içinde gerçekleştirilen yıkımlar nedeniyle 1700'den fazla Filistinli zorla yerinden edildi.
Kendilerine Golan Tepeleri ve güney Suriye'nin Tevrat'taki adından esinlenerek "Bashan Öncüleri" adını veren grup, Şeyh (Hermon) Dağı üzerinden Suriye'ye girdiklerini açıkladı.
Gözünü Filistin'in ardından Suriye topraklarına diken "Bashan Öncüleri", geceyi Suriye topraklarında geçirdiklerini, bunun Suriye'de yasa dışı yerleşim ve kalıcı işgal yolunda önemli bir adım olduğunu ileri sürdü.
Açıklamada, Filistin topraklarını gasbeden ve şimdi de Suriye topraklarını gasbetmek isteyen grubun, sınırı geçmeden önce İsrail ordusuna haber verdiği fakat tam konumlarını bildirmediği aktarıldı.
İsrail ordusundan ise konuya ilişkin henüz açıklama yapılmadı.
"Bashan Öncüleri" isimli grup, daha önce de birçok kez toprak gasbı ve yasa dışı yerleşim talebiyle Suriye topraklarına sızmıştı.
Grup, son olarak hafta sonu Suriye topraklarına sızma girişiminde bulunmuş, İsrail ordusu tarafından engellenmişti.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Ulusal Konseyi Başkanı Ruhi Fettuh, Filistin resmi ajansı WAFA'da yayımlanan yazılı açıklamasında, İsrail Meclisinin, Filistin adına toplanan vergi gelirlerinden (gümrük fonları) yeni kesintiler yapılmasını öngören yasa tasarısını ilk okumada onaylamasına tepki gösterdi.
Filistinli yetkili, İsrail Meclisinin söz konusu tasarısının "sistematik mali korsanlık ve işgal altındaki bir halkın parasını ele geçirip kendi siyasi ve sömürgeci amaçlarına hizmet etmek için kullanan çetelerin eylemlerine benzer bir davranış olduğunu" belirtti.
Gümrük fonlarının tamamen Filistin'in gelirleri olduğunu, İsrail'in bir hibesi ya da bağışı olmadığını vurgulayan Fettuh, "yaklaşık 14 milyar şekelin alıkonulması, bir kısmının ele geçirilmesi ve yerleşimciler tarafından terör eylemlerini finanse etmek için kullanılmasının, imzalanmış anlaşmaların ve uluslararası insancıl hukuk kurallarının açık bir ihlali" olduğunu kaydetti.
Fettuh, İsrail'in Filistin'in gelirlerini alıkoymasının, Filistin yönetimine bağlı kurumları zayıflatmayı ve ulusal ekonomiyi zora sokmayı amaçlayan toplu cezalandırma ve mali şantaj olduğunu vurguladı.
ABD yönetimine, uluslararası topluma, Birleşmiş Milletlere ve uluslararası finans ve insan hakları kurumlarına seslenen Fettuh, yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenme ve bu ekonomik suçu durdurmak için acil önlem alma çağrısında bulundu.
Fettuh uluslararası topluma, İsrail'i Filistin'e ait gümrük fonlarını derhal serbest bırakmaya zorlama ve Filistin halkının meşru mali haklarını gasp ve toplu cezalandırma aracı olarak kullanmayı bırakmasını sağlama çağrısı yaptı.
İsrail Meclisi, dün Filistin yönetimi üzerindeki mali baskıyı daha da artıracak bir adımla Filistin adına toplanan gümrük fonlarından yeni kesintiler yapılmasını öngören yasa tasarısını ilk okumada onaylamıştı.
İsrail'in Haaretz gazetesinin haberinde dondurulan bu fonların "Gazze kaynaklı saldırılardan zarar gören İsraillilere tazminat ödenmesi amacıyla" kullanılmasının planlandığı belirtilmişti.
Haaretz, İsrail’in, Filistin adına ithal edilen mallardan tahsil ettiği ve "gümrük/makas parası" olarak bilinen Filistin hazine gelirlerinin yaklaşık 14 milyar şekelini (yaklaşık 4,6 milyar dolar) "teröre destek sağlandığı" iddiasıyla rehin tuttuğunu aktarmıştı.
Tasarı, yasalaşması için gerekli olan ikinci ve üçüncü okuma oylamaları öncesinde daha detaylı tartışılmak üzere Meclis Dışişleri ve Savunma Komitesine sevk edilmişti.
Filistin ile İsrail arasında 1994 yılında imzalanan Paris Ekonomik Protokolü uyarınca İsrail, Filistin topraklarına giren ürünlerin gümrük vergilerini Filistin yönetimi adına topluyor ve aylık olarak Filistin Maliye Bakanlığına devrediyor.
Bu paralar, Filistin’in toplam kamu gelirlerinin yaklaşık yüzde 56'sını oluşturuyor. Dolayısıyla bu fonlarda kesintiye gidilmesi veya tamamen alıkonulması, Filistin hükümetinin memur maaşlarını ödeme, kamu hizmetlerini sürdürme, özel sektöre ve bankalara olan yükümlülüklerini yerine getirme kabiliyetini doğrudan baltalıyor.
İsrail, 2019 yılından bu yana Filistin yönetiminin esir ve şehit ailelerine maaş bağlamasını gerekçe göstererek bu fonlardan kesinti yapıyordu.
Ancak daha sonra kesinti ve alıkoyma politikasının kapsamını genişleterek Filistin yönetimini derin bir mali krize sürükledi ve memur maaşlarının tamamının ödenememesine yol açtı.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.




