Kuzey Afrika jeopolitiği ve güvenliği üzerine uzmanlaşmış Kıdemli Araştırmacı ve Analist Ferhat Polat, Türkiye'nin Libya politikasını ve ülkedeki son gelişmeleri AA Analiz için kaleme aldı.
***
2011'deki ayaklanmanın üzerinden on beş yıl geçmesine rağmen Libya, ülkedeki siyasi bölünmüşlüğü hala aşabilmiş değil. Ülke, Trablus'ta faaliyet gösteren ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) ile doğuda Halife Hafter ve Libya Ulusal Ordusu'nun (LNA) desteklediği yönetim arasında fiilen bölünmüş durumda.
Libya'daki siyasi çıkmazı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimler devam ederken Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Saddam Hafter ile yaptığı son görüşme, [1] Libya'nın farklı güç odaklarıyla yürütülen diyaloğun giderek genişlediğine işaret ediyor. Ankara, uzun yıllar Trablus'taki uluslararası toplum tarafından tanınan hükümeti desteklerken [2] son dönemde Libya'nın doğusundaki siyasi ve askeri liderliğiyle temaslarını da kademeli olarak genişletti. Bu yaklaşım, Libya'daki tüm temel aktörlerle diyalog kanallarını açık tutarak siyasi uzlaşıyı ve devlet kurumlarının yeniden birleşmesini desteklemeyi amaçlayan daha kapsamlı bir stratejinin yansımasıdır.
Halife Hafter'in 4 Nisan 2019'da Trablus'a yönelik saldırısının ardından Türkiye, Libya ile uluslararası toplum tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) üzerinden bir ilişki geliştirdi. Türkiye'nin desteği, başkentin savunulmasının ötesine geçerek savunma işbirliği, askeri eğitim ve güvenlik kurumlarının kapasitesinin artırılmasını kapsadı. Bu süreçte Libya'nın güvenlik yapılarının kurumsallaşması ve uzun vadede silahlı kuvvetlerin yeniden birleştirilmesine yönelik adımlar da desteklendi. Hafter'in ilerleyişini durdurarak sahadaki askeri dengeyi değiştiren bu müdahale, büyük çaplı çatışmaların sona ermesine katkı sağladı ve 2020'den bu yana büyük ölçüde korunan ateşkes sürecinin önünü açtı.
2020 ateşkesinin ardından Türkiye ile Libya'nın doğusu arasındaki temaslar, insani yardım ve yeniden imar alanlarında başlayarak zamanla siyasi, ekonomik ve savunma işbirliğini de kapsayacak şekilde genişledi. Saddam Hafter'in Türkiye'ye gerçekleştirdiği çok sayıda ziyaret [3] ve üst düzey Türk yetkililerle yaptığı görüşmelerle bu yakınlaşmada merkezi bir rol oynadı.
Ankara'nın Libya'nın doğusuna yönelik açılımı, Trablus ile olan köklü ortaklığını zayıflatmadı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Abdulhamid Dibeybe ile işbirliğini teyit ederken [4] Türk yetkililer aynı zamanda ülkenin doğusundaki liderlerle olan ilişkilerini de derinleştirdi. Buna örnek olarak, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın'ın Bingazi'ye [5] yaptığı ziyaretler ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Saddam Hafter ile görüşmesi verilebilir. Bu bağlamda her iki tarafla da diyaloğu sürdüren Türkiye, Libya'nın siyasi uzlaşısını ve kurumsal yeniden birleşmesini destekleyebilecek az sayıdaki dış aktörden biri konumuna geliyor.
Öte yandan Libya'nın stratejik önemi, siyasi bağlamının ötesine uzanıyor. Afrika'nın en büyük kanıtlanmış petrol [7] rezervlerine sahip olan ülke, ihracat ve kamu gelirlerinin büyük bölümünü hidrokarbonlardan elde ediyor ve petrol, Libya ekonomisinin can damarı olma özelliği taşıyor. Ancak uzun süreli çatışma, siyasi parçalanma ve sık yaşanan üretim kesintileri, Libya'nın enerji kaynaklarından tam anlamıyla yararlanmasını engelledi. Bu da altyapının zarar görmesine ve yabancı yatırımın azalmasına yol açtı. Libya enerji sektörünü canlandırmaya çalışırken, Türkiye güvenlik alanındaki angajmanını giderek genişleyen ekonomik ve enerji işbirliğiyle tamamlıyor.
Son yılların önemli gelişmelerinden biri, 2019'da Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile imzalanan ve Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanlarını belirleyen Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması oldu. Bu mutabakat, Türkiye'nin stratejik çıkarlarını ilerletirken, aynı zamanda Libya'nın münhasır ekonomik bölgesi (MEB) üzerindeki deniz iddialarını ve egemenlik haklarını da güçlendirerek gelecekteki açık deniz enerji arama faaliyetleri ve daha derin ikili işbirliği için bir zemin oluşturdu.
Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisi (TM) başlangıçta bu mutabakatı reddetmiş olsa da mutabakatı yeniden ele alma ve onaylama yönündeki son kararı, Ankara ile doğu Libya arasındaki ilişkilerde daha geniş bir iyileşmeye işaret ediyor. Onaylanması halinde mutabakat, ikili enerji işbirliğini güçlendirecek ve stratejik açıdan önemli bir konuda Libya'nın rakip güç merkezleri arasında artan bir yakınlaşmanın açık bir göstergesi olacak.
Öte yandan Türkiye'nin Libya'nın doğusuyla giderek gelişen ilişkileri, Türkiye'nin Libya politikasından [6] bir sapma olarak görülmemeli. 2011 ayaklanmasından çok önce de Türk şirketleri Libya'nın hem doğusunda hem de batısında faaliyet gösteriyordu. Bu durum, Ankara'nın Libya'yı bütünlüklü, tek bir devlet olarak gören köklü bakış açısını yansıtıyordu. Bugün de Türkiye'nin doğuya yönelik açılımı, Trablus ile olan bağlarıyla rekabet etmek yerine onu tamamlıyor ve ülkenin siyasi geleceğini şekillendirebilecek her aktörle kanalları açık tutma yönündeki istikrarlı çabanın bir parçasını oluşturuyor. Bu süreç, aynı zamanda eski rakipler arasında benzeri görülmemiş bir bölgesel eşgüdüm dönemiyle örtüşüyor. Bu da Ankara ile Libya'da derin bir nüfuza sahip Kahire'ye, uzlaşmayı teşvik etmek için kendi nüfuzlarını kullanabilecekleri yeni fırsatlar sunuyor. İstikrarlı bir Libya, öncelikle Libya halkına fayda sağlayacak ve aynı zamanda bir zamanlar rakip tarafları destekleyen bölgesel aktörlerin uzun vadeli stratejik ve ekonomik çıkarlarına da hizmet edecek.
Bu bağlamda, ABD'nin Libya'nın rakip Doğu ve Batı yönetimleri arasında bir güç paylaşımı anlaşması sağlamaya yönelik yenilenen çabaları olumlu bir gelişme olarak okunabilir. ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu ve Afrika Danışmanı Massad Boulos, yakın zamanda Washington'ın Libya'nın parçalanmış kurumlarını tek bir ulusal otorite altında yeniden birleştirmeye yardımcı olmak için çalıştığını belirtti. [9] Ancak özellikle BM öncülüğündeki önceki arabuluculuk çabaları, siyasi bir uzlaşıya ulaşmanın son derece güç olduğunu gösteriyor.
Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) uluslararası tanınırlığa sahip ve BM tarafından destekleniyor olsa da otoritesi ülkenin tamamını kapsamıyor. Libya'nın doğusu ayrı bir yönetim altında kalmaya devam ediyor. Bunun sonucunda, ulusal seçimlerin yapılmasına yönelik çabalar, Aralık 2021'de ertelenen oylamadan bu yana durma noktasında. Anayasal çerçeve, seçim yasaları, aday olma koşulları ve kırılgan güvenlik ortamına ilişkin süregelen anlaşmazlıklar, Libya'nın kurumlarının yeniden birleştirilmesi yönündeki ilerlemeyi engellemeye devam ediyor. Libya'nın geleceğine nihayetinde kendi vatandaşları karar verecek. Bununla birlikte, Libya'nın doğusuyla ve batısıyla eş zamanlı olarak angajman kurmaya yönelik son çabalar, ülkenin derin bir bölünmüşlük içinde olduğu bir dönemde diyalog yönünde atılan yapıcı bir adımı oluşturuyor.
Bu girişimler tek başına siyasi çıkmazı çözmese de kurumsal yeniden birleşme, güvenlik sektörü reformu ve nihayetinde daha istikrarlı, egemen ve birleşik bir Libya için gerekli koşulların oluşmasına yardımcı olabilir.
[1] https://www.aa.com.tr/tr/gundem/bakan-fidan-libya-ulusal-ordusu-genel-komutan-yardimcisi-hafter-ile-ankarada-gorustu/4008602
[2] https://dergipark.org.tr/en/pub/ortetut/article/1775978
[3] https://www.aa.com.tr/tr/dunya/libya-ulusal-ordusu-genel-komutan-yardimcisi-hafterden-turkiye-ile-isbirliginin-genisletilmesi-cagrisi/3961907
[4] https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/cumhurbaskani-erdogan-libya-ulusal-birlik-hukumeti-basbakani-dibeybe-ile-gorustu
[5] https://www.aa.com.tr/tr/gundem/mit-baskani-kalin-libya-ulusal-ordusu-genel-komutan-yardimcisi-hafter-ile-libyada-gorustu/3975203
[6] https://researchcentre.trtworld.com/publications/report/turkey-libya-relations-economic-and-strategic-imperatives/
[7] https://researchcentre.trtworld.com/publications/policy-outlook/of-energy-and-unity-oil-and-challenges-to-libyas-political-and-economic-future/
[8] https://www.aa.com.tr/en/energy/general/turkey-parliament-ratifies-maritime-pact-with-libya/27624
[9]https://www.ft.com/content/f5c43a41-3fa1-486e-a592-7933bc1bdcbd
[Ferhat Polat, Kuzey Afrika jeopolitiği ve güvenliği üzerine uzmanlaşmış kıdemli araştırmacı ve analisttir. Exeter Üniversitesi Arap ve İslam Çalışmaları Enstitüsü’nde Orta Doğu Çalışmaları alanında yüksek lisansını tamamlamış olup çalışmaları özellikle Libya üzerine yoğunlaşmaktadır.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.







