Bessent, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından İran'a ilişkin açıklama yaptı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'ın askeri kapasitesini, askeri fabrikalarının neredeyse tamamını ve nükleer programını "yok ettiğini" savunan Bessent, "Şimdi son oyuna giriyoruz. Şafakta, bir düşmana karşı bugüne kadar düzenlenmiş en büyük mali saldırı olan ekonomi (saldırı) günü başlıyor." ifadelerini kullandı.
Bessent, "haraç kesmeyi güvenlik garantisi olarak göstererek varlığını sürdürdüğünü" savunduğu İran'ın "misilleme yapmayı kaçınılmaz, ABD'nin yaptırımlarını ise müzakere edilebilir gördüğünü" ileri sürdü.
Trump yönetimiyle bu dönemin "sona erdiğini" kaydeden Bessent, "Tahran'a karşı gelme tehlikesinden korkanlar Washington'ın sabrını sınamanın bedelini göz ardı etmemeli." değerlendirmesinde bulundu.
Bessent, Trump'ın, pek çok kişinin hiç düşünmediği her türlü yetkiyi ve tedbiri kullanacağı bir ortam oluşturduğunu belirterek "Amacımız, Tahran yalnız kalana kadar bu acımasız rejimi ayakta tutan her türlü ekonomik can damarını koparmak." ifadesini kullandı.
Öte yandan, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, Bessent'in "İran'ın askeri kapasitesinin ortadan kaldırıldığı, askeri fabrikalarının tamamına yakınının yok edildiği ve nükleer programının gömüldüğü" yönündeki ifadelerine atıfta bulunarak şunları kaydetti:
"İran'ın askeri kapasitesinin ortadan kaldırıldığını, askeri fabrikalarının yüzde 100'ünün yok edildiğini ve nükleer programının gömüldüğünü söylüyorsunuz. Ancak aynı İran için 'tarihin en büyük mali saldırısının' düzenlenmesi ve ABD'nin tüm kurum ve yetkilerinin seferber edilmesi gerekiyorsa, bu bir zafer mi, yoksa acı bir yenilgi itirafı mı?"
Washington'ın bu politikayı başka ülkeleri cezalandırmakla tehdit ederek sürdürdüğünü belirten Garibabadi, "Zafer yanılsaması, bunu kanıtlamak için başka ülkeleri de cezalandırmakla tehdit etmek zorunda kalındığında daha da dikkat çekici hale geliyor." değerlendirmesinde bulundu.
ABD'nin 48 yıldır İran'ın yok olacağını öne sürdüğünü belirten Garibabadi, bu söylemlerin her defasında farklı isimlerle gündeme getirildiğini kaydetti.
Garibabadi, "İran ayakta ve güçlü kalmaya devam ediyor; yalnızca başarısızlığa uğrayan projelerin adı değişiyor." ifadelerini kullandı.
Devrim Muhafızları, Hükümet Haftası dolayısıyla yayımladığı bildiride, ekonomik savaşı bugün düşmanla mücadelenin “ana cephesi” olarak nitelendirdi.
Hükümetin; ekonomi, ticaret, petrol, sanayi, tarım, bankacılık ve diplomasi dahil tüm birimlerinin yaptırımların etkisizleştirilmesi, piyasanın yönetilmesi, temel ihtiyaç maddelerinin temini, enflasyonun kontrol altına alınması ve istihdam oluşturulmasında belirleyici rol oynadığı ifade edildi.
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan hükümetiyle stratejik işbirliğine hazır olduğunu belirten Devrim Muhafızları, iki taraf arasındaki sinerjinin çok katmanlı yaptırımların aşılması ve milli ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesinin anahtarı olduğunu bildirdi.
Bildiride, İran'ın içinde bulunduğu zorlu koşullar dikkate alınarak hükümetle ihtiyaç duyulan tüm alanlarda işbirliği ve koordinasyona hazır olunduğu kaydedildi.
Bu kapsamda ekonomik güvenliğin sağlanması, lojistik destek, altyapı projeleri, yoksun bölgelerin kalkındırılması, kaçakçılık ve yolsuzlukla mücadele ile ekonomik ve sosyal krizlerin yönetilmesine destek verilmesi gibi alanlarda hükümetle işbirliği yapılacağı belirtildi.
İran'da Devrim Muhafızları Ordusu, askeri faaliyetlerinin yanı sıra yatırım ve bankacılık gibi alanlarda da ekonomik faaliyet gösteriyor.
İran'ın iç ve dış siyasetinde etkin rol oynayan Devrim Muhafızları'nın inşaat, ağır sanayi, petrokimya, otomotiv, bankacılık, sigorta, ticaret, medya, gıda ve telekomünikasyon gibi sektörlerde faaliyet gösterdiği biliniyor.
İran-Irak Savaşı'nın ilk yıllarında, İran Cumhurbaşkanı Muhammed Ali Recai ile Başbakan Muhammed Cevad Bahoner'in hükümet binasına düzenlenen bombalı saldırıda 30 Ağustos 1981'de öldürülmeleri nedeniyle 30 Ağustos'un içinde bulunduğu hafta "Hükümet Haftası" olarak anılıyor.
İran devlet televizyonuna göre İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Muhammed Rıza Muhibbi, "düşmanın İran'ın silah stoklarının sınırlı olduğunu düşündüğünü ancak bu beklentinin aksine İran'ın akıllı ve güdümlü füze üretiminin sürdüğünü" belirtti.
Savaşın en önemli kazanımının, düşmanın hayati altyapıları ve ona bağlı merkezlerinin kırılganlığının ortaya çıkarılması olduğunu ifade eden Muhibbi, "ABD bugün, İran'ın altyapısına yönelik tehditlerini hayata geçirmesi halinde enerji açısından kritik noktalarında ve hayati çıkarlarında ağır stratejik darbelerle karşılaşacağını çok iyi anlamış durumda." dedi.
Muhibbi, bu durumun "düşmanın açıkladığı birçok hedefte, özellikle Hürmüz Boğazı'nı göstermelik şekilde yeniden açma girişiminde başarısız olmasına yol açtığını" savundu.
Fars Haber Ajansı'na göre, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızayi, Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ile bir araya geldi.
Genel Sekreter Rızayi, görüşmede, ABD'ye yönelik güvensizliğin sürdüğünü belirterek, "ABD davranışını değiştirmeli ve mutabakat zaptında yer alan şartların uygulanması konusunda somut adımlar atmalıdır." dedi.
Rızayi ayrıca, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki güvenlik yönetimine vurgu yaptı.
Pakistan Genelkurmay Başkanı Münir ise İslamabad'da anlaşmaya varılan mutabakatın imzalanması için Pakistan'ın yoğun çaba gösterdiğini aktararak, İran ile Pakistan arasındaki kardeşlik ve dostluğun önemine dikkati çekti.
Münir, iki ülke arasındaki sınırların güvenliğinin sağlanması konusunda Pakistan'ın önemli çabalar yürüttüğünü kaydetti.
İslamabad'da ABD ile İran arasındaki müzakerelerde arabuluculuk yapan heyette yer alan Pakistan Genelkurmay Başkanı Münir, resmi temasları kapsamında bugün Tahran'da Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'la da bir araya gelmişti.
Kalibaf ile Münir'in görüşmesinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi de hazır bulunmuştu.
Tesnim haber Ajansına göre İran Emniyet Genel Müdürü Tuğgeneral Ahmed Radan, Mazenderan eyaletindeki emniyet yetkililerine hitaben yaptığı konuşmada ülke genelinde kargaşa çıkarılmasına yönelik girişimler konusunda uyarıda bulundu.
Radan, "Düşman ülkenin bir bölümünde veya tamamında kargaşa çıkarma peşinde. Bunun için geçim sıkıntısı, benzin, ekonomi ve işsizlik gibi birçok bahanesi var." ifadelerini kullandı.
Kargaşanın önlenmesinde halkla ilişkilerin önemine dikkati çeken Radan, emniyet güçlerinin vatandaşlarla daha samimi ve yakın ilişkiler kurması gerektiğini belirtti.
Radan, özellikle Siber Polis ve Kamu Güvenliği Polisi gibi uzman birimlerin toplumda ve sosyal medyada "gizli ve karanlık katmanları" tespit ederek, halkı kışkırttığını öne sürdüğü kişilerle mücadele etmesi gerektiğini belirtti.
Ekonomik Güvenlik Polisi'nin görevinin yalnızca mal stokçuluğuyla mücadele etmek olmadığını ifade eden Radan, halkın geçimini tehlikeye atan kişi ve şebekelere karşı kanun çerçevesinde işlem yapılması gerektiğini kaydetti.
Radan ayrıca, emniyet güçlerinin olası olaylara karşı önleyici tedbirler alması ve her türlü gelişmeye hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.






