İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, CHP'nin bilgi işlem sorumlusu tutuklu sanık Orhan Gazi Erdoğan savunma yaptı.
Sanık Erdoğan, görevinin partinin dijital altyapısını geliştirmek ve kullanıcıların hizmetine sunmak olduğunu belirterek, "YSK'nin siyasi portalına ulaşma yetkim vardır. Görevlerimden biri partinin talep ettiği listeleri indirip partinin sistemine aktarmak ve kullanımına açmaktır. Her partide vardır bu sistem ve hepsi kullanır." dedi.
Hangi okulda hangi sandığın kurulacağı, kesinleşmiş seçim sonuçları ve karşılaştırmalara ilişkin değerlendirmeleri il ve ilçe başkanlıklarına ilettiklerini aktaran Erdoğan, savcılık sorgusunda da kimsenin kişisel verisini ve sandık verilerini göndermediğini söylediğini anlattı.
Olmayan bir veriyi gönderdiği iddiasıyla 6 aydır tutuklu bulunduğunu belirten Erdoğan, "İBB Hanem" ile herhangi bir belgede ya da birinin ifadesinde adının geçmediğini, hiç var olmamış bir uygulamada, hiç var olmamış bir listeyi gönderdiği iddiasıyla yargılandığını savundu.
Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan'ın "İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı olan sanık Naim Erol Özgüner'in ifadesi var. Özgüner ifadesinde, '2013 yılında CHP Genel Merkezinde çalışan Orhan Gazi Erdoğan'dan son seçim verisini talep ettim. Bana verdi, verileri.' ifadesinde ne demek istiyor?" sorusu üzerine Erdoğan, "Neden böyle dediğine dair bir bilgim yok. Bizde sandık bilgisi yok. Seçmenin adı soyadı ve adresi vardı." ifadelerini kullandı.
Başkan Aylan, "Bu verileri diğer belediyelerle de paylaşır mısınız?" sorusuna sanık Erdoğan, "Örneğin, aday adayı mahallede çalışma yapacak. Seçim sonuçlarını görmek istiyor. Kaynak olarak paylaşıyoruz. Siyasi partiyiz. Dosya kapsamında verilen bir veri değil." dedi.
İBB Sosyal Medya Danışmanı tutuklu sanık Ulaş Yılmaz da hakkındaki suçlamaları reddederek, "Ben burada olmayı hak etmiyorum. 6 aydır ailemden, işimden uzak kalmam haksızlıktır. Suçlu olduğumu gösterecek tek bir delil yoktur. Ciddi bir hatanın veya kastın mağduruyum. Ben herhangi bir veriyi hukuksuz şekilde elde etmedim, yaymadım. Hiçbir örgüte üye değilim. Çıkar amaçlı hiçbir faaliyette bulunmadım. Çalıştığım kurumun legal işleri dışında kimseden emir almadım." beyanında bulundu.
Kendisiyle ilgili hiçbir delilin iddianamede yer almadığını belirten sanık Yılmaz, Kadıköy Belediyesinde işe başladığını, iletişimci olduğunu ve yazılımcı olmadığını söyledi.
"İstanbul Senin" uygulamasında çalışmadığını dile getiren Yılmaz, "İstanbul Hanem'i burada öğrendim. İddianamede, 'İstanbul Senin' uygulamasıyla elde ettiğim verileri, örgüt yöneticilerine gönderdiğim yazıyor. Hiçbir yere erişimim yok. En yetkili kişiye nasıl veri gönderebilirim. Dosyada benim uygulamaya erişimim olduğunun delili yok." şeklinde savunma yaptı.
Duruşmaya ara verildi.
Yusuf Utku Şahin, hakkında verilen bir ifadeden dolayı tutuklandığını savunarak, "Reklamcılık sektörüne giriş yaptım. 2021 yılında ben özel reklam firmalarında çalışıyordum. 'İstanbul Senin' uygulaması 2021 yılının Kasım ayında çıkmış." dedi.
Çalıştığı şirkete kayyum atandığını, "İstanbul Senin" ve "İBB Hanem" uygulamalarına ve veriye ulaşma konusunda kendisini dış kapının dış mandalı olarak bile görmediğini öne süren Şahin, İBB'de ve ona bağlı hiçbir şirkette çalışmadığını savundu.
"Google Tag Manager" ile veri çalmanın mümkün olmadığını iddia eden Şahin, "Bilgi birikimi konusunda herkes beni arar. Tanınırım sektörde. Ben bilgilerimi paylaşırım. İddianamede yer alıyor, diğer sanık Emrah Yüksel ile 82 saniye konuşmuşum. Hatırlamıyorum. Hiç tanışmadığım bir kişi." savunmasını yaptı.
Şahin, "İddianamede, benim attığım iddiasıyla 8 maili gördüm. Bu mailleri ben atmadım. Ben istifa ettikten sonra mailim kapatılmamış. Ben mail tarihlerinde şirkette bile çalışmıyorum. Mailler suç unsurunu da kapsamıyor. 'İstanbul Senin' ile alakalı mailler de değil. Google Tag Manager, uygulamada çalışmaz. Yetkisi yok. Kişisel veri de alınmaz. Savcılık beni bir tane ifadeyle, benim yazmadığım maillerle tutukladı." beyanında bulundu.
İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü tutuklu sanık Melih Geçek, savunmasında Ekrem İmamoğlu ile 2010 yılında Beylikdüzü'nde tanıştığını, sonrasında görüşmediklerini anlattı.
Siyasi hayatına CHP'de başladığını ifade eden Geçek, bilişimci olduğu için partide bilişimcilik yaptığını söyledi.
CHP'de seçim sonuçlarının girilmesi çalışmaları yaptığını, sonrasında ise ilçe bilişimden sorumlu olarak görev aldığını aktaran Geçek, Seçim Koordinasyon Bilişim Merkezi sorumluluğu görevinde bulunduğunu kaydetti.
Geçek, İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı olan sanık Naim Erol Özgüner ile tanıştırıldığını anlatarak, "Özgüner'in gerçeğe aykırı ifadeleri yüzünden buradayım. Tahliye bileti olarak beni gösterdi. Seçim sabahı her şey değişti. Özgüner, 'Ben başkanın masasında olmak istiyorum ve siyasete girmek istiyorum. Bizden sonra gelenler belediye başkanı oldu biz yerimizde kaldık.' dedi. Özel vasfa haiz üye olarak gösteriliyorum ancak kimse bana 'Al şurası senin olsun.' demedi." ifadelerini kullandı.
"İstanbul Senin" uygulamasının, kent için çok faydalı bir uygulama olduğunu ancak kötü bir şeymiş gibi anlatıldığını savunan Geçek, uygulamanın lansmanına bile davet edilmediğini öne sürdü.
Sanık Geçek, verilerin Almanya'ya gönderildiği iddialarına ilişkin de, "Almanya'ya resmi davetle gittik. Erol Özgüner de davet edildi ancak kendisi Saraybosna'da tatildeydi, kardan uçağı kalkmadığı için gelemedi. Almanya'daki toplantıya Zoom üzerinden katıldı. Sanki ifadesinde hiç yokmuş gibi davranıyor. İBB'nin veri sorumlusu Naim Erol Özgüner'dir. Erol, buradaki birçok kişinin tutuklanmasına sebeptir." beyanında bulundu.
"İstanbul Senin"in vatandaşa hizmet sunmak için kurulan bir uygulama olduğunu savunan Geçek, şunları kaydetti:
"Vatandaşın hayatını kolaylaştırmak için kuruldu. Benim personelim yok, yazılımcı değilim. En başta test uygulaması yapıldı. 'Görsel olarak elden geçirilmesi lazım.' dedim. Bunun dışında sürece bir katkım ve dahilim yoktur. İstanbulluların kişisel verilerini toplamak için 'İstanbul Senin' uygulamasını yapmışız iddiası var. Bir havuz var, İBB bütün uygulamalarını orada topluyor. 15 uygulamadan buraya veri akıyor. Yani 'İstanbul Senin' uygulaması olmasa da veri geliyor. 'İstanbul Senin' uygulaması olmasa da 20 tane uygulama olurdu, hiçbir şey değişmezdi."
Geçek, "'İstanbul Senin' uygulamasında sızıntı var. 3,7 milyon kişinin verisi sızmış. Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) diyor ki 'Veri sızıntısı bulunmadı.' Test kullanıcılarını veri sorumlusu diye tutukluyorsunuz. Ancak İBB veri sorumlularına bu sorular soruldu mu?" ifadesini kullandı.
"İBB Hanem"in ne olduğunu bilmediğini savunan Geçek, "Hiçbir yerinde olmadığım, bilmediğim bir uygulamayı burada savunamayacağım." dedi.
Sanık Geçek, örgüt yöneticisi olmakla suçlanan sanık Hüseyin Gün'ü hayatında bir kere gördüğünü öne sürerek, şunları söyledi:
"Hüseyin Gün kim ki ben ona bağlıyım? Bana 'Hüseyin Gün burada' deseniz ben tanımam. Ben bu adamın casusluk dosyasında bütün yazışmalarını okudum. Konuşmalarında, 'İstanbul Senin benim projem' demiş bazı yerlerde. Hüseyin Gün konuşmalarında beni aşağılamış. Beni aşağılayan biri beni örgüte alır mı? Kendini casus olarak tanımlayan adam, benim hakkımda iyi bir şey söylese ben çok üzülürüm. Adamın ne iş yaptığı belli değil, tam bir şarlatan. Savcılığın beni Hüseyin Gün denilen ne olduğu belirsiz bir kişiyle bağlantılı göstermesi bu iddianamede bana yapılan en büyük hakarettir."
Geçek'in savunmasını tamamlamasının ardından duruşma, avukatlarının beyanlarının alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
