İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.
Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da hazır bulunduğu duruşmada, bazı CHP'li milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.
Duruşmada, reklamcı tutuklu sanık Esma Bayrak savunma yaptı.
Sanık Bayrak, dijital reklam ajansı sahibi olduğunu, "İstanbul Hanem" uygulamasını ilk kez iddianamede gördüğünü belirterek, "İstanbul Senin" uygulamasının hiçbir teknik aşamasında yer almadığını söyledi.
Yıllar içerisinde doğrudan ya da reklam hizmeti alan ajanslar aracılığıyla dijital reklam danışmanlığı verdiğini anlatan Bayrak, iddianamede "iletişim çadırı" olarak geçen, farklı paydaşların iletişim için koordine olduğu birimde fiziksel olarak bulunduğunu dile getirdi.
Bayrak, "Bulunmam da gerekliydi çünkü sosyal medya dediğiniz zaman reklamcılıkta riskli bir alandır. Reklama çıkarsınız, metinde, logoda bir sıkıntı olsa anında ekran görüntüsü alıp linç yersiniz. Yani böyle riskli bir alandan bahsediyoruz. Bu iletişimlerin yoğun olduğu dönemlerde onay süreçleri çok hızlı ilerlesin, hiçbir sıkıntı yaşanmasın diye orada bulunurdum." ifadelerini kullandı.
İBB ve iştiraklerinin çok sayıda icraatı olduğunu aktaran Bayrak, kesintisiz devam eden süreçlerde ister istemez işinin gereği fiziksel olarak bulunmak zorunda kaldığını belirtti.
Dijital reklamcılık yaptığını, gelişen teknolojiyle oturduğu yerden ekranlara reklam verebilecek teknolojiye sahip olduğunu anlatan Bayrak, "Kültür AŞ'ye kendi yetkinliğime güvenerek gittim, kimsenin referansıyla gitmedim. Ayrıca, Kültür AŞ yabancı olduğum bir kurum değildi çünkü ben etkinlikleriyle ilgili sosyal medya reklamlarında yer almıştım." dedi.
Kendisiyle ilgili örgüt üyeliği suçlamasının iki kişinin soyut beyanları yüzünden dosyaya eklendiğini öne süren sanık Bayrak, el konulan dijital materyallerde bu 12 senelik üretiminin yer aldığını, kendisinin sadece İBB iştiraklerine iş yapan bir ajans olmadığını kaydetti.
İddianameyi okuduğunda neyin suç olup olmadığını ekstra sorgulamaya başladığını dile getiren Bayrak, iddianamede mail gönderilmesinin suç olarak değerlendirildiğini savundu.
Duruşmada, tutuklu sanık KİPTAŞ AŞ Genel Müdürü Ali Kurt savunma yaptı.
Savunmasında harita mühendisi olduğunu belirten Kurt, tutuklanmadan önceki aylık gelirinin 400 bin TL olduğunu beyan etti.
Kurt, 2019 yılında seçimleri Ekrem İmamoğlu kazanınca bir vesileyle KİPTAŞ Genel Müdürü olarak atandığını anlatarak, "KİPTAŞ'ı devraldığımızda ciddi sıkıntılar yaşadık, piyasaya yüklü miktarda borcu vardı. Finansman planı yaptık, borçları yapılandırdık. 1 yılda kurumu yürür hale getirdik sonra borçları sıfırladık." savunmasını yaptı.
Memur olmamasına rağmen "irtikap" ile suçlandığını dile getiren Kurt, "2006 yılında askere gitmeden önce dahi arabam vardı. Hayatımın son 13 yılında üst düzey yöneticilik yapıyorum. Huzur hakkı alıyorum, standartların üzerinde bir gelirim var diye mal varlığım hakkında spekülatif beyanlarda bulunuyorlar. Ne telefonumda ne bilgisayarımda bir tane suç unsuru bulunamadı, MASAK raporu yok ama ben tutuklanmadan 20 gün önce tüm mal varlığıma el konuldu." beyanında bulundu.
Kurt, İETT'nin Vadi İstanbul olarak anılan arazisi için ihale açtığını, KİPTAŞ olarak en yüksek teklifi verip ihaleyi kazandıklarını, akabinde kendilerinin açtığı alt ihaleyi müşteki Bahattin Uçar'ın sahibi olduğu İnvest firmasının kazandığını söyledi.
Yüklenici firma sahibi Uçar'a 50 dairenin İBB personeline SPK değerinin altında satılması için baskı yaptığının iddia edildiğini ifade eden Kurt, "Uçar, bunu kabul etmediği için de bir ay boyunca satış onayı vermemişim, hak ediş ve satış onaylarını geciktirmişim. Satışa konu edilen dairelerin parası KİPTAŞ'a değil İETT'ye yatıyor. İnvest bizden ister, biz İETT'den isteriz ama aramızdaki sözleşmeye göre bizden isteme usul ve esasları var. Bahattin Bey bize yazdığı yazıları bir ay geciktirdiğimizi söylüyor. 250 bin metrekarelik bir inşaattan bahsediyoruz. Her dairenin ilk satış onayı önemlidir. Ne kadar arsa payı var, şerefiyesi nedir? Bunlar bir puantajdır. Böyle büyük bir işte yazının 1 ayda gelmesi fazla mı?" savunmasını yaptı.
Kurt, Başakşehir'de Sular Vadisi'ndeki arazinin son kiracısı Necmeddin Şimşek'i alanı amacı dışında kullandığı için çıkarmaya çalıştıklarını, açtıkları davanın 5 yıl sürdüğünü ve icra yoluyla tahliye yoluna gittiklerini öne sürerek, bu kişinin mülkteki kullanımını devam ettirmek için araya birini koymaya çalıştığını iddia etti.
Şimşek'in bu nedenle para verdiği kişi tarafından dolandırıldığını öne süren Kurt, "Dolandırılınca da koştur koştur gidip İBB dosyasında suç duyurusunda bulunuyor. Kurum yöneticisi olarak devletin işgal edilen arazisini tahliye ettirmişimdir. Aracı olarak para verdiğini iddia ettiği Turan Aydoğan ile arasındaki ilişki beni ilgilendirmez." beyanında bulundu.
Sanık Kurt, duruşma savcısının "Müşteki Bahattin Uçar, sanıklar Ekrem İmamoğlu ve Ertan Yıldız ile Vadi İstanbul projesiyle ilgili bir toplantı yaptınız mı? Yaptıysanız konusu neydi?" sorusunu, "Böyle bir toplantı yapıldı ve gizli değildi. Bahattin Bey projesini Ekrem başkana anlatmak istedi. Hatta konutlarla ilgili İBB personeline kampanya yapalım mı diye düşündük ama Bahattin Bey bunu kabul etmedi." şeklinde yanıtladı.
Sanık Kurt, Ekrem İmamoğlu'nun "6 yıl boyunca herhangi bir kişi için herhangi bir projede özel bir indirim yapılmasını istedim mi?" sorusuna ise "Kesinlikle böyle bir şey olmadı." yanıtını verdi.
Bu cevap üzerine İmamoğlu, "Personel ya da çalışan arkadaşlarımızla ilgili hep arayışımız oldu. Sosyal konut yapabilir miyiz, hatta Anadolu'nun bir yerinde yazlık site bile çalışabilir mi diye. Nitelikli yöneticilerin yazın gidip oraya da katkı sunabileceği bir proje çalışabilir miyiz diye çok yönlü bazı fikirlerimizi sizinle paylaşmışımdır. Her ne kadar geliştirememiş olsak da." ifadelerini kullandı.
Kurt daha sonra çapraz sorgusunda sanıkların ve sanık avukatlarının sorularını yanıtladı.
Öte yandan mahkeme başkanı Kurt'un bir avukatının beyanları sırasında kendisine yönelik sarf ettiği "Bizim için kıdem önemli değil." sözleri üzerine, "Kıdemim yanlış biliniyor. Hakimlikte 12 yıl, avukatlıkta 8 yılım var." dedi.
Duruşma yarın tutuklu sanıkların savunmasının alınmasıyla devam edecek.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.
Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 89'u tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.
Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.
İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.
Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak, örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.
İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.
İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.
İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.
Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.
İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından ayrı ayrı 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
