TBMM
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin 2002 yılından beri uyguladığı sağlıklı ekonomi politikalarıyla dünya ülkeleri arasında orta gelir grubunun üst sıralarında yer aldığını belirterek, "Hedefimiz 2014-2016 Orta Vadeli Program (OVP) dönemi sonunda yüksek gelir grubu ülkeler arasında yer almaktır. 2014 yılı bütçemiz de bu anlayışla hazırlanmıştır" dedi.
Şimşek, TBMM Genel Kurulu'nda, 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Tasarısı'nın sunumunu yaptı.
İktidara geldikleri ilk dönemde Türkiye'nin ağır bir krizin etkisi altında olduğunu hatırlatan Şimşek, özellikle kamu maliyesinin ağır bir borç yükü altında ezildiğini ifade etti.
Bakan Şimşek, bu durumun, özel kesimin önünde önemli bir engel oluşturduğunu anımsatarak, şunları kaydetti:
"Maliye politikası önceliklerini borç yükünü azaltmak, ekonomide güven ortamını sağlayarak yüksek istihdam ve sürdürülebilir büyüme ortamına geçmek olarak belirledik. Böylece kamu borç yükü hızla düşerken ekonomide yüksek büyüme ortamı sağlanmış, enflasyon ve faiz oranları hızla düşmüştür. Diğer taraftan sağlanan güven ortamı uluslararası yatırımcıların ülkemize olan ilgisini artırmış ve doğrudan yatırımlar, Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyelerine ulaşmıştır.
Türkiye, 2002 yılından beri uyguladığı sağlıklı ekonomi politikalarıyla dünya ülkeleri arasında orta gelir grubunun üst sıralarında yer almaktadır. Hedefimiz 2014-2016 Orta Vadeli Program (OVP) dönemi sonunda yüksek gelir grubu ülkeler arasında yer almaktır. 2014 yılı bütçemiz de bu anlayışla hazırlanmıştır. Hükümetimiz bu hedefler çerçevesinde başta enerji ve ulaştırma olmak üzere fiziki altyapının güçlendirilmesi, ekonomide verimliliğin ve katma değerin artırılması amacıyla başta eğitim olmak üzere Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesine ve iş ortamının geliştirilmesine öncelik vermektedir."
"Küresel ekonomide aşağı yönlü riskler önemini koruyor"
Sunumunda, küresel ekonomi hakkında da bilgi veren Şimşek, küresel ekonomide ılımlı toparlanmanın devam ettiğini ancak aşağı yönlü risklerin de önemini koruduğunu ifade etti.
Şimşek, başta ABD'de olmak üzere gelişmiş ülkelerde ekonomik büyüme ivme kazanırken mali ve yapısal kırılganlıkların büyümeyi sınırladığını bildirdi.
Gelişmekte olan ülkelerde ise büyümenin yavaşladığına işaret eden Şimşek, IMF ve OECD'nin, 2013 yılı küresel büyüme tahminlerini 0,7 puan aşağı yönlü revize ettiğini belirtti.
Kriz sonrası dönemde küresel ekonominin itici gücü olan gelişmekte olan ekonomilerde ise büyümenin ivme kaybettiğinin altını çizen Şimşek, bu doğrultuda gelişmekte olan ülkelerin de 2013 büyüme tahmininin 1,1 puan aşağı yönlü revize edildiğini söyledi.
"Mart 2009'dan bu yana 4,7 milyon kişiye ilave istihdam"
Küresel kriz sonrası dönemde oluşturdukları güçlü istihdamın, iç talebi ve dolayısıyla büyümeyi desteklediğini belirten Şimşek, birçok ülke istihdam oluşturmakta zorlanırken, Türkiye’de Mart 2009'dan bu yana 4,7 milyon kişiye ilave istihdam sağlandığını bildirdi.
Şimşek, aynı dönemde Avro Bölgesi'nde 2,2 milyon istihdam kaybı yaşandığına dikkati çekerek, "Türkiye, 2009-2013 döneminde ortalama yıllık yüzde 4,8 olan istihdam artış oranıyla IMF'de istihdam verisi açıklanan 35 ülke arasında birinci sırada yer almaktadır. Ayrıca bu yıl ve gelecek yıl OECD'de en fazla istihdam artışı görülecek 3. ülke olacaktır." dedi.
Uzun vadede işsizlik oranlarını düşük tek hanelere indirmek ve işgücüne katılımı gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarmak için işgücü piyasasında esnekliğin ve işgücünün niteliğinin artmasının şart olduğunu vurgulayan Şimşek, şunları söyledi:
"Türkiye, işgücü piyasası esneklik göstergeleri açısından OECD ülkeleri arasında en son sıradadır. Türkiye'de haftalık 48,9 saat olan ortalama çalışma süresi diğer OECD ülkeleri ortalamasının yaklaşık 11 saat üzerindedir. Ülkemizde çalışma süresi OECD ortalamasına denk olsaydı milyonlarca ilave istihdamın önü açılırdı. İşsizliğin azaltılması amacıyla aktif işgücü politikalarını artırarak uygulamaya devam ediyoruz. 2007 yılında bu programlardan yararlanan kişi sayısı yaklaşık 23 bin iken 2012 yılında yaklaşık 465 bine yükselmiştir. Önümüzdeki dönemde aktif işgücü politikalarını daha da etkin bir şekilde kullanacağız. İşgücü piyasasındaki yapısal sorunların çözülmesine yönelik Ulusal İstihdam Stratejisi'ni taraflarla uzlaşma sağlayarak uygulamaya koymayı ümit ediyoruz."
"Ekonomimizin en önemli sorunlarından biri cari açık"
Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından birinin cari açık olduğunu dile getiren Şimşek, makro finansal istikrarı korumak için cari açığı kontrol edilebilir seviyelerde tutmanın şart olduğunu söyledi.
İç talep eksenli büyümeye rağmen bu yıl cari açıkta kayda değer bir bozulmanın olmadığının altını çizen Şimşek, orta vadede küresel ekonominin daha hızlı büyümesi ve komşu ülkelerin siyasi istikrara kavuşmasının, dış ticaret dengelerini olumlu yönde etkileyeceğini ifade etti. Şimşek, "Bu çerçevede 2012 yılında yüzde 6,1 olan cari açığın GSYH'ye oranının bu yıl yüzde 7,1'e yükseleceğini, 2014 yılında ise yüzde 6,4'e ineceğini tahmin ediyoruz" dedi.
Küresel kriz sonrası dönemde, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olan AB'deki zayıf iç talebin, ihracatı olumsuz yönde etkilediğini anlatan Şimşek, ancak bu etkinin, ürün ve pazar çeşitlendirmesi çalışmaları sayesinde sınırlı olduğunu söyledi.
Şimşek, Türkiye'nin sağlam kamu mali dengeleri, sağlıklı bankacılık sektörü, güçlü hanehalkı bilançosu ile aldıkları makro ihtiyati tedbirlerin, cari açık kaynaklı risklerin yönetilmesinde önemli bir rol oynadığını vurguladı.
Son yıllarda düşük faiz ve krediye erişimin kolaylaşması ile birlikte hanehalkı borçluluk oranlarında hızlı bir artış yaşandığına işaret eden Şimşek, buna karşın Türkiye'de hanehalkı borcunun GSYH'ye oranı yüzde 23 ile Avro Bölgesi ortalaması olan yüzde 65'in yaklaşık üçte biri düzeyinde olduğunu kaydetti. Şimşek, "Ayrıca hanehalkının faiz riski sınırlıdır, kur riski ise bulunmamaktadır. Son düzenlemelerle de kredi kartı kullanımı ve aşırı tüketime yönelik sınırlamalar getirmiş bulunuyoruz" dedi.
"Birincil enerjide yüzde 72 dışa bağımlıyız"
Enerjide dışa bağımlılığın, cari açığın temel unsurlarından biri olduğuna dikkati çeken Şimşek, Türkiye'nin birincil enerji kaynakları bakımından yüzde 72 oranında dışa bağımlı olduğunu ifade etti.
Şimşek, enerji ithalatının cari işlemler açığındaki en önemli kalem olduğuna işaret ederek, "Eylül ayında 12 aylık enerji ithalatı, 56,9 milyar dolar ile cari açığın neredeyse tamamına denk gelmektedir" dedi.
Hükümetleri döneminde enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmak amacıyla yerli, yenilenebilir ve aynı zamanda çevre dostu enerjiler üzerinde çalıştıklarını aktaran Şimşek, bu yöndeki özel sektör yatırımlarını da teşvik ettiklerini söyledi.
"Son 11 yılda büyük başarılara imza attık"
Türkiye’yi katma değer zincirinde yukarıya taşıma yolunda önemli adımlar attıklarını belirten Şimşek, 2002 yılından 2012 yılına Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payının neredeyse 2 katına çıktığını, patent başvurularının 6 kat artarak 11 bin 599'a ulaştığını, marka başvurularının üçe katlanarak 111 bini geçtiğini ve endüstriyel tasarım başvurularının 2 katına çıkarak 44 bin 220'ye ulaştığını bildirdi.
Şimşek, böylece ülkede düşük teknoloji yoğun üretim ve ihracat azalırken, ortanın üstü teknoloji yoğun üretim ve ihracatın arttığını kaydetti.
Geçen yıl yapılan ihracatın kilogramının 1,58 dolar olduğuna işaret eden Şimşek, 2004 yılında uygulama konulan Turquality kapsamındaki markalarla yapılan ihracatın ortalama kilogram fiyatının ise 3,28 dolar olduğunu ifade etti.
Şimşek, şöyle devam etti:
"Hükümetlerimiz döneminde uygulanan yapısal reformlar ve sağlıklı makroekonomik politikalar sayesinde son 11 yılda büyük başarılara imza attık. 1923-2002 döneminde ortalama yüzde 4,5 büyüyen ekonomimiz AK Parti hükümetleri döneminde, son 60 yılın en büyük küresel krizine rağmen ortalama yüzde 5,1 büyümüştür. İlave 0,6 puanlık büyüme azımsanacak bir rakam değildir. Zira 1923 yılından bu yana yılda ortalama yüzde 5,1 büyümüş olsaydık 2013 yılında GSYH 1,3 trilyon dolara, kişi başına GSYH ise 16 bin 970 dolara ulaşmış olabilirdi.
Hükümetlerimiz döneminde kişi başına GSYH reel bazda 1,4, satın alma gücü paritesine göre 2,1 kat, dolar bazlı nominal olarak ise 3 kat artış göstermiştir. Böylece Türkiye gelişmiş ülkelerle arayı hızla kapatmaya başlamıştır."
Bakan Mehmet Şimşek, 1980-2002 döneminde ülkeye yönelik doğrudan küresel yatırım girişi 14,8 milyar dolar iken, sağladıkları istikrar ve güven ortamı ile bu rakamın 2003'ten bu yana 132 milyar dolar olarak gerçekleştiğine dikkati çekerek, "Bütün bu gelişmeler verimliliği ve inovasyonu artıracak, Türkiye'nin uzun vadeli büyümesini olumlu etkileyecektir. Tabi ki geldiğimiz yerden memnun değiliz, daha katedeceğimiz çok mesafe var ama Türkiye'nin başarılarının da takdir edilmesi lazım" diye konuştu.
"Seçim bütçesi değil"
2014 yılında bütçe giderlerindeki artışın yüzde 7,3 ile nominal GSYH büyümesinin altında gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini ifade eden Şimşek, bu kapsamda 2014 Yılı Bütçesinde ekonomik sınıflandırmaya göre harcamaların personel giderlerinin 110 milyar lira, SGK devlet primi giderlerinin 18,9 milyar lira, mal ve hizmet alım giderlerinin 37,6 milyar lira, cari transferlerin 163,6 milyar lira, sermaye giderlerinin 36,7 milyar lira, sermaye transferlerinin 6,5 milyar lira, borç verme giderlerinin 7,6 milyar lira, yedek ödeneğin 3,6 milyar lira, faiz giderlerinin 52 milyar lira olarak belirlendiğini söyledi.
Gelecek yıl bütçe harcamalarını kontrol altında tutacaklarını anlatan Şimşek, şöyle devam etti:
"Mal ve hizmet alım giderlerini 2013 yıl sonu gerçekleşme tahminimize göre 2014 yılında sadece yüzde 1,9 oranında artırıyoruz. 2014 yılı için öngörülen yüzde 6'lık deflatör ile karşılaştırıldığında mal ve hizmet alım giderleri reel olarak yüzde 4 civarında azalacaktır. Cari harcamaları kontrol altında tutarak eğitim, sağlık ve altyapı gibi öncelikli alanlara daha fazla kaynak ayıracağız.
Bu rakamlar 2014 Yılı Bütçesinin bir seçim bütçesi olmadığını, tam tersine sağlam gelir kaynaklarına dayanan ve giderleri kontrol altında tutan bir bütçe olduğunu göstermektedir."
2002 yılında her 100 liralık vergi gelirinin 85,7 lirası faiz ödemelerine giderken 2014 yılında bunun 14,9 liraya gerileyeceğini tahmin ettiklerini belirten Şimşek, "Böylece faiz giderlerinden yaptığımız tasarrufu ülkemizin dört bir yanında ihtiyaç duyulan yatırımlara ve milletimizin hizmetine sunuyoruz" diye konuştu.
Eğitime erişimi kolaylaştırmak ve eğitimin kalitesini artırmak için AK Parti hükümetleri döneminde bütçeden en büyük payı hep eğitime ayırdıklarına işaret eden Şimşek, 2014 Yılı Bütçesi'nde eğitime ayrılan kaynağı bu yıla göre yüzde 15,4 oranında artırarak 78,5 milyar liraya çıkardıklarını söyledi.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.


