MELBOURNE
Avustralya’da G20 Çalışma ve İstihdam Bakanları Toplantısına katılan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Melbourne Sofitel Hotel’de basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Kurtulmuş, "Yeni Türkiye" ifadesine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
‘‘Yeni Türkiye kavramı laf olsun diye söylenmiş bir şey değildir, yani eskisi eskidi diye yeni bir şey icat edelim diye söylenmiş bir şey değil. Eski Türkiye, halkı ile problemli olan bir Türkiye idi, devlet başka telden çalıyordu, millet başka telden çalıyordu, içine kapanmış olan bir devlet anlayışı vardı ve eski Türkiye, her şeyden korkan, vatandaşından korkan, dışardaki gelişmelerden korkan, birtakım iktisadi ve siyasi elitlerin çıkarlarını korumaya çalışan bir Türkiye idi. Yeni Türkiye’deki en önemli şey nedir derseniz, ben devletin zihniyetinin değişmesidir derim. Evet yollar yapmak, köprüler yapmak çok önemlidir. Türkiye’de Marmaray yapmak, üçüncü köprü inşaatına başlamış olmak, bunlar tabi önemli şeylerdir. Bunlardan çok daha önemli olan değişme, devletin zihniyetindeki olan değişmedir. Yani ceberut devlet olan, halkına karşı tepeden bakan, halkının her türlü farklılıklarından korkan devlet yerine halkının bütün farklılıklarını bir zenginlik olarak gören bir kerim devlet anlayışına doğru geçmiştir Türkiye ve bu anlamda çok büyük mesafeler alınmıştır."
Hükümetin önünde daha yapacak işler olduğunu belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"İşimiz tamamı ile bitti mi, hayır ama bu hükümet inşallah 2023'e de kalmadan yeni Türkiye’nin bütün kurum ve kuruluşlarını, hem de bunları şahıslara bağlı olmaksızın, hatta AK Parti'ye bağımlı olmaksızın, Türkiye’nin meselesi olarak görecek ve bunların kısa süre içerisinde tamamlanmasını sağlayacaktır. Yeni Türkiye çözüm sürecini bitiren Türkiye’dir, yeni Türkiye artık terörün tamamen dışarıda kaldığı bir Türkiye’dir, yeni Türkiye devletle milletin bütünleştiği Türkiye’dir, yeni Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının dünyanın neresinde olursa olsun başlarının dik dolaşabildiği Türkiye’dir, yeni Türkiye dünyanın neresinde mazlumlar olursa olsun, oraya el atan Türkiye’dir, yeni Türkiye dünyadaki bütün insanlara adaleti ve özgürlüğü sağlamayı ahdetmiş Türkiye’dir. Eski yılları da biliyoruz. Türkiye artık çok büyük mesafe almıştır. Yeni anayasası ile, çözüm sürecini tamamlaması ile, bölgesinde bir esenlik adası olması özelliği ile, sadece kendisi ile kayıtlı değil tüm bölge ülkelerine de ihraç eden özelliği ile ve Türkiye’de reel ekonomiyi daha da güçlendirmiş yapısı ile inşallah yeni Türkiye bundan üç beş yıl içerisinde bambaşka bir Türkiye olacaktır’’ dedi.
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütüyle ilgili soru üzerine Kurtulmuş, "IŞİD meselesi sonuçtur, bir neden değildir" ifadesini kullanırken, bölge ülkelerinde yaşanan benzer süreçleri anımsattı.
Kurtulmuş, "Afganistan’da Rus işgali arkasından halkın direnişi ile oluşan Taliban, Taliban’ın içinden çıkan El Kaide. Irak’ın işgali. Suriye’de iç savaş, hatta devlet terörü, devletin halka karşı yapmış olduğu olağanüstü acımasız baskı, 3,5 yıldır süren baskı. Bütün bunların sonucunda ortaya çıkan IŞİD meselesi, dolayısı ile bizim bölgemizde, Ortadoğu coğrafyasında terörü ortaya çıkartan nedenleri yok etmeden terörist örgütleri yok etmek mümkün değildir’’ dedi.
Bölgede yaşayan ülke halklarının kadim insanlar olduğunu ve kendi kendilerini yönetmesinin önemli olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, ‘‘IŞİD’in elindeki silahlar, IŞİD’in elindeki mühimmat, IŞİD’in elindeki uçak savarlar, bunları kim verdi, bunları nereden aldı bu adamlar. Dolayısıyla sadece Suriye, sadece Irak’a değil birinci derecede Türkiye’ye de tehdit olan bir organizasyonla karşı karşıyayız ama bu örgütü ortaya çıkartan nedenleri siz ortadan kaldırmadığınız sürece bugün bu örgüt biter yarın başka bir örgüt çıkar, dolayısıyla terörizmle mücadelenin bir tane yolu vardır: bütün bu ülkelerde demokrasinin diriltilmesi, demokrasinin güçlendirilmesi" diye konuştu.
Doksanlardan bugüne Kafkaslar, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve şimdi Doğu Avrupa'daki gelişmelere işaret eden Kurtulmuş, Türkiye'nin bir istikrar adası olduğunu söyledi.
Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"64 yıldır Türkiye’de biz çok sancılı bir demokratik tecrübe ile karşı karşıyayız. Başbakan asıldı, başbakanların zorla altından koltuğu alındı. Türkiye’de siyasi patiler kapatıldı, Türkiye’de faili meçhul cinayetler oldu, işkenceler oldu, sokak olayları oldu, sağ sol, Alevi Sünni, Türk Kürt, bir sürü kavga oldu. Sonuçta ne olursa olsun Türkiye’de sandık ortadadır. Milletimiz, sandık ortada olduğu için yapılan yanlışları sandıkta düzelti. Dolayısıyla Türkiye çok büyük bir tirbülansın içine girmedi, girmiyor. Bu bizim için fırsattır, demek ki yapılacak olan belli. Biz bu ülkelerin demokrasilerinin önünü açacağız. Bizim derdimiz Irak’ı kim yönetecek, Suriye’yi kim yönetecek değil, bizim derdimiz Suriye’de de Irak’ta da Yemen’de de Mısır’da da gerçekten halkların istediği iktidarlar olsun. Eğer bütün dünya samimi ise halklara destek olsunlar, demokrasinin önünü açsınlar, zaten bu halklar kadim milletler, Ortadoğu’daki milletler hepsi kadim milletler, bunların hepsi kendi kendilerini yönetmeyi bilirler, yeter ki bu insanlara kendi kendilerini yönetecek imkanlar verilsin.’’
Kurtulmuş, "IŞİD gelişmesi karşısında hakikaten eli kolu bağlı bir ülkeyiz yani orada bizim 48 tane yurttaşımız var ve Allah muhafaza bunların içinde hanımlar var, çocuklar var, çok küçük yaşta çocuklar var. Bunların kılına zarar gelse biz bunun altından kalkamayız. Dolayısıyla biz tabiri caizse yoğurdu üfleyerek yemek mecburiyetindeyiz. Bunu son derece vahim bir gelişme olarak görüyoruz. Bir örgütün neredeyse bir devletmiş gibi hareket etmesi endişe verici bir durum ama mühim olan bu şartların ortadan kaldırılması, bölge haklarına kendi kendilerini yönetme haklarının verilmesi, sorunların hepsinin karşılıklı rızaya dayalı diyaloglarla çözülmesinin önünün açılması lazım. Türkiye’nin temel istikameti budur’’ dedi.
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, İstanbul’da meydana gelen ve 10 kişinin ölümüne sebep olan asansör kazasına ilişkin ise ‘‘Türkiye’ye yakışmıyor. Aslında yasal olarak tedbirler alınmış vaziyette ama uygulamada bunların çok ciddi kontrol edilmesi lazım ve kimin nerede nasıl bir yanlışı varsa, bu yanlışı yapanların ödemesi lazım. Çünkü kolay değil, 10 işçi öldü diyoruz. 10 ailenin yaşadığı o yürek yangınını düşünün, bu kabul edilebilir bir şey değil. Bunların uluslararası standartlarda yasal düzenlemeleri var ama uygulamalarının da göz açtırmadan, hiç müsamaha etmeden yapılması lazım’’ dedi.
17 ve 25 Aralık olaylarını değerlendiren Kurtulmuş, ‘‘Türkiye’de devlet yönetilemez hale geldi. Esas mesele belki Türk devletinin Ukrayna gibi, Mısır gibi gerçekten yönetilemez bir hale getirilmesi idi. Türkiye açıkçası belki bir darbe tehdidi ile karşı karşıya kaldı, bunun vermiş olduğu siyasi bir gerilim oldu, bunu kabul ediyorum ama sonuçta Türkiye gerçekten ekonomik ve siyasi reformlar istikametinde emin adımlarla gidiyor. Biraz duruyor belki ama tekrar adımlarını atıyor. Ben yıllardır siyasetin içinde olan birisiyim, Türk siyasetinin başından itibaren kitaplardan, otobiyografilerden, tarihten, gazetelerden takip eden birisiyim. Çok şükür Türkiye, geçmişle kıyasladığınız zaman gerçekten hayal dahi edilemeyecek noktaya geldi’’ dedi.
Türkiye’de çok önemli mesafeler alındığını ifade eden Kurtulmuş, "Her şey bitti mi. Her şey bitti demiyorum, daha atılacak çok adım var, yolun yarısındayız, bisikleti daha hızlı çevirmemiz lazım. Tamam bu kadar reform diyemeyiz, daha büyük reformlara doğru Türkiye’nin dönmesi lazım. Bunlardan önemli bir tanesi de politik dil ve üslup meselesidir Türkiye bu anlamda demokratikleşme sürecini tamamladıkça dil ve üslubu da daha demokratik bir şekle doğru dönüşecektir’’ dedi.
Muhabir: Recep Şakar
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
