ANKARA
28 Şubat dönemine ilişkin 103 sanığın, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirak" suçundan yargılandıkları davanın 52'inci duruşması başladı.
Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları katılıyor.
Üye Hakim Süleyman Köksaldı, sanık yoklamalarını aldı.
Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunmasını yapan emekli Albay Bahaddin Çelik, Genelkurmay Başkanlığı İç Güvenlik Harekat Dairesinde ikiz göreve atandığını, göreve başladıktan sonra hükümetin istifa ettiğini anlattı. Özel bir personel olmadığını söyleyen Çelik, şöyle konuştu:
"BÇG toplantılarına katılmadım, çalışmalarda bulunmadım. Bir proje subayının bilgi arz etmesi, verilen emirleri yerine getirmesi görevi içindedir. Bundan doğal ne olabilir ki? Tarafıma verilen takdir ve teşekkür belgeleri doğaldır. 10 ay ikiz görevde çalıştığım bu süre içinde suç işlemedim. Cumhurbaşkanından vatandaşına kadar devletin tüm kuruluşlarının rejimi koruma derdine düştüğü, verilen brifingleri yargı mensuplarının ayakta alkışladığı bir dönemde benim, komutanlarımın verdiği emirleri suç olarak görmem mümkün değildir."
"Davanın devlete karşı açıldığını, bütün devleti yargılamak mümkün olmadığı için kendilerinin kurban edildiğini" ileri süren Çelik, şöyle devam etti:
"Kurban olduğumuzu biliyoruz. O dönemdeki yargı ve mahkeme kararlarına bakılırsa kimin suçlu kimin suçsuz olduğu görülecektir. Yargı kararlarına itibar edilmezse 'senin yargın, benim yargım' başlar. 54. Hükümet düşürülmüş veya devrilmemiştir. Böyle bir suç da olamaz. Ortada delil yok. Hükümeti devirmek başka, irtica ile mücadele başka. İrtica ile mücadele hükümeti devirmekse 54. Hükümetten sonra da irtica devam etti. Hükümet kendisini düşüren kararların altına imza atar mı? İrcitayla mücadelenin hükümeti düşürmekle ilgisi bulunmamaktadır."
"BÇG normal ve grup"
"BÇG normal bir çalışma grubudur. Gayri resmi bir suç örgütü değildir" diyen Çelik, "BÇG'nin faaliyetinde 'hükümeti düşürmek' diye bir şey yazmadığını, buna karşın iddianamede BÇG'nin suç örgütü olarak görüldüğünü" ifade etti.
Çelik, "Nasıl oluyor da çalışan sayısı 15'i geçmeyen BÇG dev bir suç örgütüne dönüşüyor? Ben kesinlikle böyle bir örgütle çalışmadım. Böyle bir suç örgütüne hizmet etmektense intihar ederim daha iyi. Ben emir komuta yapısına, askeri hiyerarşiye uygun olan bir çalışma grubuna emirle gönderildim. Bu davada biz kurbanlar yargılansa da asıl hedef TSK'nın kurumsal kimliğidir. 28 Şubat davası doğal değil, yapay bir davadır" diye konuştu.
Savunmasının ardından Çelik'in sorgusuna geçildi.
Üye Hakim Hakan Oruç'un, "BÇG'de somut olarak nasıl bilgiler toplanıyordu?" sorusuna Çelik, "Susma hakkımı kullanacağım. BÇG'nin hükümeti devirmekle hiçbir ilgisi yoktur. Böyle inandığımdan dolayı" diye yanıt verdi.
Sanık Veli Seyit
Sanık emekli Albay Veli Seyit de savunmasında Genelkurmay Karargahında göreve başladığında 54. Hükümetin istifa ettiğini öne sürerek, "BÇG'nin hiçbir çalışması içinde olmadım. Suçlamaları kabul etmiyorum" dedi.
Seyit, duruşmalardan vareste tutulma talebinde bulundu.
Avukatı Şule Nazlıoğlu Erol da müvekkilinin verilen emirleri yerine getirdiğini, BÇG faaliyetleri içinde yer almadığını ifade etti ve "Neden yargılandığını anlamakta zorluk çekiyoruz" dedi.
Mahkeme sanıkların tutukluluk halini değerlendirecek
Mahkeme Başkanı Tayyar Köksal, tahliye taleplerine ilişkin, tutuklu 5 sanığa söz verdi.
Köksal, sanıklara, taleplerini kısa şekilde dile getirmeleri uyarısında bulundu.
İlk olarak söz alan dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir, Batı Çalışma Grubu'nun (BÇG) legal bir oluşum olduğunu savunarak, tahliyesini talep etti.
Emekli Orgeneral Çetin Doğan da davanın siyasi olduğunu iddia ederek, hukuki niteliğinin bulunmadığını ileri sürdü.
İddianamedeki, 10 Haziran 1997 tarihli belgede, "imam hatiplerin ve ilahiyat fakültelerinin teröre bulaştığı" konusunda psikolojik harekat yapılması için direktif verdiğinin iddia edildiğini belirten Doğan, "Böyle bir direktifim olmadı. Bu, maksatlı olarak verilmiştir. İddianamede bizim lehimize hiçbir şey yok. Tahliyemi istiyorum" dedi.
Dönemim Genelkurmay Genel Sekreteri emekli Tümgeneral Erol Özkasnak da 54. Hükümet'ten önce terörle mücadele konusunda OHAL bölgesine 6 büyük basın turu düzenlendiğini, basın mensuplarıyla böyle tanıştığını söyledi.
Dönemin İç Güvenlik Harekat Daire Başkanı ve Başbakan Askeri Başdanışmanı emekli Tümgeneral Kenan Deniz, "Atılı suçu kabul etmiyorum. Aklımın köşesinden geçmeyen suçtan dolayı mağdur edildiğimi düşünüyorum. Tahliyemi talep ediyorum" dedi.
Emekli Tuğgeneral İdris Koralp de BÇG kapsamında faaliyette bulunmadığını, brifinglere, Yüksek Askeri Şura ve MGK toplantılarına katılmadığını savundu.
BÇG'de görev alanların ya tahliye edildiğini ya da tutuksuz yargılandığını ifade eden Koralp, tahliyesini istedi.
Savcının talebi
Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin de sağlık gerekçeleri bulunan sanıkların adli kontrolle tahliye edilmelerini, sağlık sorunları bulunmayanların ise tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.
Savcı Çetin, sağlık sorunları olmayan sanıkların, tutukluluk halinin devamına karar verilmesi talebine gerekçe olarak, "tanık ve mağdurlar üzerinde baskı kurma ihtimallerini" gösterdi.
Mahkeme, sanıkların tutukluluk durumlarını değerlendirecek.