İSTANBUL
AA İstanbul Bölge Müdürlüğü çalışanları ve aileleri Zeytinburnu'ndaki bir restoranda düzenlenen iftar yemeğinde bir araya geldi.
Bir süre önce Anadolu Ajansı'nın tüm dillerin bir araya geldiği ve herkesi temsil eden, herkesin kendiden bir parça bulabileceği bir ajans olacağını ifade ettiğini anımsatan Öztürk, "Şimdi benim oturduğum sofrada Arapça, İngilzice, İspanyolca konuşuluyor. Kürtçe var, Boşnakça var. Bu bizim olmak istediğimiz büyük bir hayalin parçasıdır'' ifadelerini kullandı.
Öztürk, AA'nın, bütün doğuda ve batıda herkesin temsil edildiği ve bir şekilde mağdurun, mazlumun sesi olacak kurum haline geldiğini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti:
''Bugün Mısır'da, Gazze'de, Myanmar'da, Bosna'da ya da Amerika'da meydana gelen herhangi bir olayı ajansımız büyük bir hızla, dürüst ve objektif şekilde dünyaya duyurabiliyor. Mısır'da 300'e yakın insan hayatını kaybetti. Bugün milyonlarca insan sokaktaydı, ajansımızın çalışanları yaralandı, tehdit edildi, korkutulmaya çalışıldı ama buna rağmen öylesine güçlü bir yayın yaptık ki, dünyanın en önemli ajasnlarını geride bıraktık. Bu onur verici bir şey. Mısırlı kardeşlerimiz bu gururu bize yaşattılar.
Kahire, AA tarihinin önemli bir dönüm noktasıdır. Gelecek yıllarda ajansın tarihi yazılırken, konuşulurken Mısır'da yaşanan olaylara gösterdiğimiz refleks orada büyük harflerle yazılacaktır, bundan çok eminim. Yine Taksim'de meydana gelen olaylarda İstanbul Bölge'nin gösterdiği performans, ajans tarihinde çok önemli bir yer alacaktır. Her zaman söylediğim bir şey var. Bir hikaye yazılıyor burada ve bu hikaye ajansın 93 yıllık tarihinde müstesna bir yere sahip ve bunu çalışanlar yazıyor. Çalışanlarımızın aileleri yazıyor. Evlerinde eşlerinin bu fedakarca çalışmalarını yürekten destekleyen kardeşlerimize müteşekkiriz. Onlar olmasaydı çalışanlarımız gönül rahatlığıyla işlerini yapamazlardı.''
"AA'nın hayali herkesin ortak hayalidir"
''Sabahlara kadar Taksim Meydanı'nda gaz altında çalışan arakadaşlar eve gittiğinde ona mütebessim bir yüzle, büyük bir görev yaptığını hissettiren yüzler olmazsa Anadolu Ajansı büyüyemez'' diyen Öztürk, ajansın 6 dilde yayın yaptığını, bu sayının daha da artacağını, doğudan batıya bütün coğrafyanın sesi olmak istediklerini söyledi.
Öztürk, İslam coğrafyasının, doğunun ve batının sesi olmak istediklerini, nerede mağdur bir insan varsa, onun mağduriyetini giderecek haberleri yapmak istediklerini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''İnşallah Gazze'deki ablukanın kaldırıldığı haberini ilk biz veririz. Myanmar'daki sürgünlerin bittiğini biz veririz. Doğu Türkistan'daki sıkıntıların bittiği haberini de biz veririz. Kahire'deki darbenin sona erdiğini de biz veririz. Suriye'deki kardeşlerimizin huzur içinde bir hayat sürdüğünü de biz veririz. Yani bu coğrafyada acı hiç eksik olmadı ama bizim isyan ettiğimiz şey, hep bizim coğrafyamızda acının olmasıdır. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bu isyan ve acı yaşanırken, bu coğrafyaya karartma ve ambargo uygulayan habercileredir bizim isyanımız. Bunu kabul etmediğimiz için yola çıktık. Kahire'de Adeviyye meydanında karartma yapan dünya ajanslarına cevabı Anadolu Ajansı verdi. Sadece Tahrir meydanında darbeyi destekleyen insanlar değil, demokrasi ve özgürlüğü destekleyen milyonlar da var. Canlı yayın yapan Anadolu Ajansı oldu dünyada. O fotoğrafı biz çektik, yayınladık. Biz olmasaydık o devrimin seyri başka olacaktı.
Çok tarihi bir görev yapıyoruz. Ömrümüz yeterse bundan 5-10 yıl sonra bu tarihi misyonumuzun farkına daha çok varacağız, bugün onun içinde yaşıyoruz biz. Ajans da kendi içinde bir devrim yapıyor, inşallah 100. yaşımıza geldiğimizde bu devrim tamamlanacak ve hayallerimizdeki dünyanın en güçlü 5 ajansından biri olma hedefini yakalamış olacağız. Bu gemide herkes kaptan olabilmeli, kaptan olmadığında başkası o gemiyi sürdürebilmeli, yardımcı muhabirden genel müdürüne kadar herkes bu geminin rotasını bilmeli ve bir gün kendisinin bu dümene geçebileceğinin farkında olmalı, ona göre donanımını hazırlamalı. Burası tek kişinin yöneteceği kurum değildir, sadece ona devredilemez. Anadolu Ajansı'nın hayali herkesin ortak hayalidir, Kemal Öztürk'ün hayali değildir.''
"Başarımız devam edecek''
Çalışanların, özveriyle, istekle ve heyecanla çalıştıklarını gördüğünü ve mesai hesabı yapmadan gece gündüz çalıştıklarının farkında olduğunu dile getiren Öztürk, şunları söyledi:
''Bir yönetici olarak bunun grurunu yaşıyorum ama bunun sebebini iyi bilmeniz lazım. Bunun sebebi 100 yıldan beri atıl kalan bir damarın yeniden akmasıdır. Ruhunuzda yaşadığınız o büyük tarihtir. Bizim başarımızın sebebi budur. Bu ne Kemal Öztürk'ün ne de bir başkasının yaptığı başarıdır. Bu büyük bir imparatorluğun sonucudur. Gazze'de, Kahire ve Lübnan'da bize kapılar açılıyorsa, bize güvenebiliyorlarsa, bu bizim imparatorluktan devraldığımız mirastandır. Biz yeniden canlandırdık, kanımız yeniden hızlı akmaya başladı, gücümüz buradan geliyor. Gücümüz, Myanmar'da sadece yetimlerin ve dulların kaldığı kamptaki tek fotoğrafı çekebilen Anadolu Ajansı'ndaki Dilek Mermer'e edilen duanın sonucudur. Gazze'de hastaneye girip sadece o fotoğrafı çeken Erhan Sevenler'e yapılan duadır, Kahire'de Hasan'a yapılan duadır, Lübnan'da yapılan duadır. Bizim gücümüz aldığımız dualardan gelir. İnşallah biz bu dünyada coğrafyası ve kimliği ne olursa olsun, mağdurun sesini duyurduğumuz sürece bu duaları almaya devam edeceğiz. Allahu Teala elini üzerimizden çekmediği sürece başarımız devam edecektir.''