ANKARA
Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Başbuğ, Ergenekon Davası'nın gerekçeli kararıyla ilgili, "Türkiye'de bu özel yetkili mahkemelerde süre gelen davaların kumpas olduğu ve bu kumpası yapanların seçilmiş polisler, savcılar, yargıçlar olduğu söylenildiği ortamda lütfen karar hakkında ne düşündüğümü sormayın. Ciddiye almıyorum" dedi.
Başbuğ, Engin Alan'ı Sincan'daki Ankara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünde ziyaretinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Başbuğ, Ergenekon Davasının gerekçeli kararının yayımlanmasının ardından birçok kişinin görüşünü almak için kendisini aradığını belirterek, "Ben özel yetkili savcıların hazırladığı iddianameyi ciddiye almadım. Özel yetkili mahkemenin 5 Ağustos 2013 günü vermiş olduğu kararı ciddiye almadım, savunma da yapmadım" diye konuştu.
Gazetecilerden bu konuya ilişkin kendisine soru sorulmamasını isteyen Başbuğ, şunları söyledi:
"Bugün Türkiye'de bu özel yetkili mahkemelerde süre gelen davaların kumpas olduğu ve bu kumpası yapanların seçilmiş polisler, savcılar, yargıçlar olduğu söylenildiği bir ortamda bana lütfen kalkıp bu gerekçeli karar hakkında ne düşündüğümü sormayın. Ciddiye almıyorum. Size de tavsiyem zamanınızı fazla bununla harcamayın. Bu mahkeme vermiş olduğu kararı veya acaba vermiş olduğu karar mı onlara söylenen karar mı o da ayrı konu, bu kararı savunmak için 16 bin sayfalık bir gerekçeli karar hazırlamışlar ve yayımlandı, bugün elinizde. Ben onlara da acıyayım mı, kelime bulamıyorum. Sadece şunu söylüyorum, sayın mahkeme üyeleri 16 bin sayfa değil 116 bin sayfa da gerekçe yazsanız siz o kararı savunamazsınız."
Bomba gibi
Başbuğ, Alan'ın kendi tabiriyle "bomba gibi" olduğunu belirtti. Kendilerinin de onu "bomba gibi" gördüğünü ifade eden Başbuğ, 11 yaşında Türk ordusunun şerefli üniformasını giyen Alan'ın bu üniformayı 40 yıl şerefiyle ve onuruyla taşıdığını söyledi.
Alan'ın, ülkesine, milletine, silahlı kuvvetlere değerli hizmetlerde bulunduğunu aktaran Başbuğ, şöyle konuştu:
"Alan, emekli olduktan sonra da MHP'den milletvekili seçimlerinde aday gösterilen, Yüksek Seçim Kurulu tarafından seçime girmesinde hukuken hiçbir engel görülmeyen, seçime giren ve Türk halkının oylarıyla milletvekili seçilen ama bugün Meclis'te bulunmayan tek milletvekili. Bunu kabul etmemiz, benimsememiz mümkün değil. Engin Alan, geçmişte silahlı kuvvetlerdeki hizmetleriyle sivrilen, değerli bir noktaya gelen ve cezaevine girdikten sonra da duruşuyla tavrıyla davranışlarıyla adeta abideleşen arkadaşlarımızdan bir tanesi. Dolayısıyla bugün Engin Alan da bu yaşanılan hukuk cinayetleri sürecinde adeta simge olmuş arkadaşlarımızdan birisi."
Bugün Mecliste görevini yapamayan tek milletvekili
"Alan ve diğer silah arkadaşlarının cezaevlerinde tutsak oluşunun sadece onlara yönelik bir saldırı olmadığını" öne süren Başbuğ, şu görüşleri savundu:
"Bu her şeyden önce Türk Silahlı Kuvvetlerine ve bunun yanında Türk milletinin iradesine yapılan bir saldırıdır. Türk milletinin iradesi, seçimle arkadaşımızı milletvekili olarak Meclis'e gönderiyor ancak bugün kaldırılan ama kararları hala tartışılan mahkemenin kararlarıyla bu arkadaşımız milletvekilliği görevini yerine getiremiyor. Tabii burada Meclis'in de kanaatimce önemli sorumluluğu var. Bugün Mecliste görevini yapamayan tek milletvekili. Dolayısıyla bu saldırılar sadece kişilere değil, Türk ordusuna ve Türk milletine yönelik birer saldırıdır. Bu nedenle ben artık başta Balyoz süreci olmak üzere diğer casusluk davaları da dahil olmak üzere cezaevlerinde tutsak bulunanların bu tutsaklığına artık son verilmesinin son noktalarına geldiğimiz kanaatindeyim. Dolayısıyla aziz milletimden şunu istiyorum 'Artık yeter deyin', zaman, geldiğimiz nokta budur."
Sahadayız
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ise 750 avukatın Ankara'da sahada olduğunu, milli iradenin sandığa doğru yansıması için gece gündüz mücadele verdiklerini belirterek sözlerine başladı.
Engin Alan'ın millete yönelik mesajını getirdiklerini ifade eden Feyzioğlu, şunları kaydetti:
"Sebahat Tuncel ile bire bir aynı durumda olduğu halde hala Anayasa Mahkemesinin kendi durumuyla ilgili karar vermemiş olmasını not ettiğini ifade etmiştir. Ancak, kendisiyle ilgili herhangi bir talebinin de olmadığını ve zindanda görev yapmaya devam ettiğini özellikle ifade etmiştir. Kendisini mahkum olarak görmediğini, özel görevli mahkemelerin vermiş olduğu kararların kendini milletin vicdanında sadece akladığını söylemiştir. Cümlesi aynen şöyledir, 'Atatürk'ün önderliğinde Türk milleti bu sınavdan da başarıyla çıkacaktır. Balyoz mağdurları özgürlüklerine mutlaka kavuşacaktır. Vatan toprağa asla bölünmeyecektir.' Bunu özellikle Türk milletine duyurmak istediğini söylemiştir, bana da bu şerefli aracılık görevi düşmüştür."
Özel görevli mahkemelerin kaldırıldığını ancak adil yargılama yapmaksızın verdikleri kararlar nedeniyle halen insanların cezaevlerinde, ailelerinin de evlerinde zulüm gördüğünü savunan Feyzioğlu, "Yasama organının derhal bu haksızlığa, bu zulme çözüm üretmesini bekliyoruz" ifadelerini kullandı.