Beyrut’un Dahiye bölgesinden son duruma ilişkin yayındayız.
İran'ın yeni misillemeleri nedeniyle Tel Aviv'de sirenler çalıyor
Tenerife Başantrenörü Txus Vidorreta, FIBA Erkekler Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray MCT Technic ile oynanan çeyrek final ikinci maçının ardından Sinan Erdem Spor Salonu’nda basın toplantısı düzenliyor
CİBUTİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cibuti Meclisi'ni ziyaret ederek, Genel Kurul'da milletvekillerine ve konuklara hitap etti.
Birinci Vekil Muhammed Ali Humedi tarafından kapıda karşılanan Erdoğan, bir süre Humedi ile görüştükten sonra Genel Kurul'a geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Cibuti Meclisi'nde bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, Türk milletinin selamlarını Meclis aracılığıyla Cibuti halkına ilettiğini söyledi. Cibuti Meclisi'nin özel oturumuna katılmanın heyecan, onur ve mutluluğunu yaşadığını ifade eden Erdoğan, kendisine tanınan bu ayrıcalıktan dolayı teşekkür etti.
Cibuti'nin, Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Guelleh'in liderliğinde, müreffeh bir ülke olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini, bölgenin istikralı, güvenli ve stratejik öneme sahip bir ülkesi olduğunu ifade eden Erdoğan, "Türkiye ve Cibuti, gerçekten çok zor coğrafyalarda yaşıyorlar. Her iki ülke de istikrar noktasında bölgelerine model olsalar dahi çevrelerindeki istikrarsızlık, çatışmalar ve terörden doğrudan etkileniyorlar" dedi.
Hem Türkiye'nin hem Cibuti'nin üzerinde uluslararası ilişkiler açısından çok büyük sorumluluklar bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:
"Bir yandan bu zorlu coğrafyaların meşakkatleriyle baş etmek, bir yandan da bölgelerimizde, istikrar unsuru olmayı muhafaza etmek durumundayız. Bu noktada Cibuti'nin bölgesinde oynadığı aktif rolü, Somali başta olmak üzere bölge ülkelerinde istikrar sağlanmasında takındığı müspet tavrı takdirle takip ettiğimizi ifade etmek istiyorum.
Cibuti, farklı görüşlerin bu Meclis çatısı altında ifade edilebildiği, örnek gösterilebilecek demokrasi geleneğine sahip bir ülke olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bu hususta siz değerli parlamenterlerin omuzlarında önemli bir sorumluluk bulunduğunu, zor bir yük taşıdığınızı biliyoruz. Arkasında halkın desteği olan bir Parlamentonun başaramayacağı hiçbir şey yoktur. Dolayısıyla Cibuti'nin böyle bir parlamentoyla, büyümeye, gelişmeye, güçlenmeye devam edeceğine yürekten inanıyorum."
"3 bin 500 Afrikalı öğrenciye Türkiye'de eğitim imkanı"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Cibuti arasında tarihi ve kültürel temellere dayalı, kıymet verilen, geliştirilmek istenen bir kardeşlik ve dostluk ilişkisi bulunduğuna dikkati çekerek, iki ülke ilişkilerinin, artan temaslarla çeşitlendiğini ve daha da güçlendiğini görmekten mutluluk duyduklarını anlattı.
Karşılıklı olarak büyükelçiliklerin açılmasının, ikili ilişkilerde kısa zamanda çok verimli sonuçlar elde edilmesini sağladığını bildiren Erdoğan, "İkili ilişkilerimizin, artan temaslarla ve imzalanan ikili işbirliği anlaşmalarıyla çeşitlendiğini ve daha da güçlendiğini görmekten mutluluk duyuyoruz. Geçtiğimiz ay Ekonomi Bakanımızın ziyareti vesilesiyle hayata geçirilmesi kararlaştırılan Özel Ekonomik Bölge, Cibuti'nin refahına katkı sunma ve işbirliğimizi geliştirme arzumuzun en somut göstergesidir. Bugün imzaları attık. 5 bin dönümlük arazi içindeki bu ekonomik bölge, inanıyorum ki Cibuti'nin ekonomik hayatına çok büyük zenginlik katacaktır, istihdamı artıracaktır. Gerek Özel Ekonomik Bölge girişiminin başarısı gerekse Türk yatırımcıların Cibuti'de kalıcı olması için iki ülkenin de ortak irade göstermesi gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin teknik yardım ve kalkınma alanlarında da Cibuti'de varlık gösterdiğini aktaran Erdoğan, "Bilhassa eğitim alanında Afrikalı kardeşlerimizin yanında olmaya, nitelikli insan kaynağı ile onların kalkınmasında yardımcı olmaya çalışıyoruz" dedi.
"Türkiye Bursları" kapsamında yaklaşık 3 bin 500 Afrikalı öğrenciye Türkiye'de eğitim imkanı sunulduğunu belirten Erdoğan, Cibuti'den de 65 öğrencinin Türkiye'de bulunduğunu, bunun 100'e kadar çıkarılabileceğini kaydetti. Öğrencilerin, Türkiye'nin en kaliteli üniversitelerinde, hiçbir masraf ödemeden eğitim hayatlarına devam ettiğini söyleyen Erdoğan, "Ayrıca, her zaman bir mezunu olmaktan iftihar ettiğim imam hatip liselerinde 16 Cibutili evladımız, yine tüm ihtiyaçları Diyanet Vakfımız tarafından karşılanarak okutuluyor. Onların da sayısını rahatlıkla artırabiliriz. İnşallah önümüzdeki dönemde ülkenizin ihtiyaçlarına göre, elimizdeki imkanlar nispetinde bu sayısı artıracak, daha fazla Cibutili öğrenciye eğitim fırsatı sunacağız" diye konuştu.
"Ortaklığımızı daha ileri aşamalara taşımanın zamanı geldi"
Avrupa ve Asya ülkesi olduğu kadar bir Afrika ülkesi de olan Türkiye'nin son 10 yılda Afrika ile ilişkilerini yeni bir anlayışla ele aldığını anlatan Erdoğan, göreve geldiğinde 12 olan Türkiye'nin Afrika'daki büyükelçilik sayısının 39'a çıktığını, Afrika ülkelerinin tamamında birer büyükelçilik açılmasını hedeflediklerini bildirdi. Afrika'nın Türkiye'deki büyükelçiliklerinin sayısının da 31 olduğuna işaret eden Erdoğan, ülkeler arasındaki bağların bu yolla güçleneceğini ifade etti.
Güvenlikten sağlığa, teknik eğitimden ticari ortaklığa, yatırımlardan ortak işletmelere kadar birçok alanda karşılıklı tecrübelerin paylaşıldığını aktaran Erdoğan, diplomatik temsilciliklerin sayılarındaki artışın her alanda dayanışmayı beraberinde getirdiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, THY'nin Afrika'da 40'tan fazla destinasyonda uçtuğunu hatırlatarak, "Sayın Cumhurbaşkanı'na söyledim, 'Eğer yedi uçuş müsadesi daha verirseniz, THY Cibuti'ye 14 uçuş yapabilir' dedim. Cibuti'den de Mogadişu'ya, eğer izin verilirse, birden beşe çıkarılabilir" dedi.
"Afrika'nın sorunlarına en iyi çözüm Afrika'nın içinden çıkacak"
Dünyanın en büyük ekonomilerinin krizlerle boğuştuğu bir dönemde, Afrika'nın kalkınmasının ve büyümesinin kesintisiz sürmesi bunun en güzel göstergesidir. Afrika'daki yeniden doğuşu, Afrika'daki uyanışı, dirilişi çok yakından takip ediyoruz. Yıllardır bu topraklar sömürüldü mü, sömürüldü. Hala sömürmeye devam edenler var mı, var. Şimdi dikleşmeden dik durma zamanıdır. Dik durmak suretiyle, 'Artık sömürünün bittiği ve topraklarımızın, emeğimizin hakkını kazanma zamanıdır' deme anı gelmiştir. Bunu hep birlikte yapmanız, yapmamız gerekir. Afrikalı kardeşlerimizle birlikte biz de umut ve heyecan içindeyiz. Afrika'nın sorunlarına en iyi çözümlerin yine bu topraklardan, Afrika'nın içinden çıkacağına inanıyoruz. Bu anlayışımızın bir neticesi olarak da bölgesel örgütleri destekliyor, onların çabalarının en yakın takipçisi oluyoruz."
"Kudüs'ten, Gazze'den, Filistin'den bize ne' diyemeyiz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bizler, hepimiz, ortak bir sevgi medeniyetinin mensuplarıyız. Bizim ortak medeniyetimiz, bencilliği yani enaniyeti, kibri, gururu şiddetle reddeder. Bizim medeniyetimizde tevazu var, mütevazi olmak var. Gurur, kibir yok. Bize bu yakışmaz. Bizim ortak medeniyetimiz, başkasının sırtına basarak yükselmeyi, başkasının yoksulluğuna rağmen zenginleşmeyi, başkasının felaketine rağmen refahı elinin tersiyle iter.
Kardeşi açken tok yatan, bizden değildir. Bizler, bir elin parmakları gibi birbirine kenetlenmiş kardeşleriz. Bizim işte bu hassasiyetlerimiz, tarihimizden devraldığımız bu mirasımız, insani ilişkilerimizde olduğu kadar, uluslararası ilişkilerimizde de belirleyici bir faktördür. Biz, 'Kudüs'ten, Gazze'den, Filistin'den bize ne' diyemeyiz. Somali'nin yoksulluğu, Myanmar'daki kardeşlerimizin hüznü, Suriye'de soğuktan, açlıktan ölen çocukların dramı karşısında biz, elimiz kolumuz bağlı kalamayız. Şam'da, Bağdat'ta, Kabil'de masum insanlar, çocuklar, kadınlar, nineler öldürülürken biz, sessiz, tepkisiz kalamayız. Allah'ın izniyle, duyarlılıklarımızı en güçlü şekilde muhafaza etmeye devam edeceğiz. Bölgesel ve küresel meselelere, medeniyetimizin bize vazife olarak yüklediği sevgi mührünü vurmaya devam edeceğiz.
Elimizdeki imkanları ve birikimleri kullanarak, geçmişte olduğu gibi gelecekte de Afrika'nın güçlü ve güvenilir bir ortağı olmayı sürdüreceğiz. Afrika'nın, tarihi ve coğrafi birlikteliğimize uygun şekilde, Türkiye'de daha görünür olmasını, daha fazla varlık göstermesini teşvik edeceğiz."
"Biz dertliyiz, onlar değil"
Suriye'den Türkiye'ye 1,7 milyon Suriyelinin sığındığını, bu rakamın 900 bin olan Cibuti'nin nüfusunun iki katı anlamına geldiğini söyleyen Erdoğan, Lübnan ve Ürdün'de de sığınmacılar olduğunu bildirdi. Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Peki insan haklarından bahseden Avrupa'da ne kadar Suriyeli var? Kapılar kapalı. 130 bin. Paraysa paranız var, zenginlikse zenginsiniz. Niçin bombalar altındaki bu Suriyelilere siz de kapınızı açmıyorsunuz? Neden? Nerede insan hakları? Nerede İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi? Sadece bizi ziyarete geldikleri zaman, 'Sizi tebrik ediyoruz, 1 milyon 700 bin insanı çok güzel bakıyorsunuz' diyorlar. Tablo bu. Mesele şu, biz dertliyiz, onlar dertli değil. Biz 'Zulme rıza zulümdür' diyenlerdeniz. Biz, mazlumların yanında olmayı, insani, vicdani ve İslami bir görev olarak telakki ettik, onu gereğini yerine getiriyoruz, getirmeye de devam edeceğiz."
Suriyeliler için 5,5 milyar dolar harcama yapıldığına, dünya ülkelerinden gelen yardımın ise 250 milyon dolar olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Nerede BM? Olsa da olmasa da biz elimizden geleni yapacağız" dedi. Türkiye'nin, 12 yıl önce donörler toplantısında yaptığı 45 milyon dolarlık yardımın bugün 4,5 milyar dolara yükseldiğine işaret eden Erdoğan, "Veren el, alan elden hayırlıdır" ifadesini kullandı.
"G-20'nin Afrika ülkeleriyle ortaklığı için projeler üzerinde çalışıyoruz"
Azmin ve çalışmanın elinden hiçbir şeyin kurtulmadığını söyleyen Erdoğan, 12 yılda Türkiye'nin ekonomik verilerindeki değişimi anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin, G-20 dönem başkanlığını yürüttüğünü anımsatarak, G-20 ile gelişmekte olan ülkeler arasındaki ilişkiyi güçlendirmenin öncelikli hedef olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Başta Afrika ülkeleri olmak üzere, gelişmekte olan ülkelerin yaşadığı sıkıntılar küresel bir yaklaşımı ve küresel ölçekte çözüm önerileri geliştirilmesini zaruri kılıyor. Bu kapsamda, G-20'nin, Afrika ülkeleriyle kalkınma alanında ve diğer konularda daha yakın ve etkili bir diyalog içinde olması gerektiğine inanıyoruz. G-20'nin Afrika ülkeleriyle ortak çalışmalar yapması için bazı projeler üzerinde çalışıyoruz. Dönem başkanlığımız sırasında, Afrika ülkelerinin de katılımıyla, G-20 ile gelişmekte olan ülkeleri bir araya getirecek bir toplantı düzenlemeyi planlıyoruz. Bu toplantının, 2015 yılının BM'ce 'Kalkınma Yılı' olarak belirlenmesi sebebiyle, söz konusu çalışmalara da katkıda bulunacağını düşünüyoruz.
Afrika ülkelerinin kendi iradeleriyle hazırladıkları 'Gündem 2063'te, Afrika'nın küresel planda etkin bir aktör halini alması yönünde ortaya konan hedefleri paylaşıyoruz. Bu hedeflerin Türkiye'nin G-20 Dönem Başkanlığı öncelikleriyle örtüştüğünü de vurgulamak isterim. Dayanışma içinde olduğumuz sürece, tarihten bugüne kadar gelen kardeşliğimizi muhafaza ettiğimiz sürece, hiçbir bölgesel mesele huzur ve istikrarımız önünde engel teşkil etmeyecektir."
"Sivil toplulukların kıyımına, terörizme karşı sesinizi yükseltiyorsunuz"
Cibuti Meclisi Birinci Vekili Muhammed Ali Humedi de konuşmasında, iki ülke arasındaki yakınlığın tarihi temeller üzerine oturtulduğunu, kültür ve inanç ilişkilerinin siyasi çerçevede geliştiğini söyleyerek, coğrafi mesafeye rağmen ortak değerlerin paylaşıldığını belirtti.
Kanuni Sultan Süleyman ve Fatih Sultan Mehmet'in zaferlerinin, Müslüman toplulukların ortak bilincinde köklendiğini ve hatırlandığını dile getiren Humedi, Erdoğan'a da "Siz de büyük bir gücün temsilcisi olarak uluslararası toplulukta sesimizi duyurabiliyorsunuz" diye seslendi.
Humedi, çatışmaların birbirinin içine geçtiğine, bu dönemde özellikle Filistin'de yaşananlar konusunda Türkiye'nin akilane ve dengeli bir politika yürüttüğünü ifade ederek, "Siyonistlerin işgalini açıkça, cesaretle karşınıza alabiliyorsunuz ve sivil toplulukların kıyımına, terörizme karşı sesinizi yükseltiyorsunuz" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, büyük bir cumhuriyetin temsilcisi olduğuna dikkati çeken Humedi, "Bu cumhuriyet, deneyimleriyle ayakta. Aynı zamanda büyük kurumsal reformların gerçekleştirilmesiyle modern Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal Atatürk'ün tarihi katkılarıyla Müslüman halklar için büyük bir örnek teşkil etmektedir. Yeni Türkiye döneminin başlamasıyla ülkeniz, batıya yönelik ideolojilerle beraber cumhuriyetin ve demokrasinin aslında dinle ve İslam ile uyumlu olduğunun en güzel kanıtıdır" değerlendirmesini yaptı.
Humedi, Türkiye'nin Afrika'ya açılımından duyulan memnuniyeti dile getirerek, Türkiye'nin Afrika'nın stratejik ortağı olduğunu, bunun da Cibuti'de hissedildiğini söyledi. Humedi, Somali'nin içinde bulunduğu durumdan çıkması için Türkiye'nin gösterdiği çaba için de teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Meclis'ten ayrılırken Cibuti'de bulunan Türk işçilerle fotoğraf çektirdi.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
