İSTANBUL/GÜMÜŞHANE
Grup Başkanı Yusuf Şevki Hakyemez ile Grup Başkan Vekili Vedat Bilgin, Grup Sekreteri Fatma Benli, grup üyeleri Oral Çalışlar, Yıldıray Oğur ve Ahmet Gündoğdu, Gümüşhane Kültür Merkezi'nde sivil toplum kuruluşu, meslek grubu temsilcileri, sendika yetkilileri ve yerel basın çalışanlarıyla bir araya geldi.
Hakyemez, burada yaptığı konuşmada, çözüm sürecine ilişkin karar alma yetkileri bulunmadığını belirterek, "Sizi ikna etme gibi bir endişemiz hiç yok. 18 vilayeti dolaşacağız. Bizim için akil insanlar sizlersiniz. Bu nedenle biz bu kavramın da kullanılmasını çok fazla istemiyoruz" diye konuştu.
Grup Başkan Vekili Bilgin, "Türkiye 20-30 yıl önceki Türkiye olsaydı bu sorunu çözemezdi. Nitekim de çözemediği için bu noktaya gelmiştir ve büyük acılar yaşamış, yaralı bir toplum yaratmıştır ama bugün çözebilecek aşamaya gelmiştir" dedi.
Bunun iç dinamiklerinden kaynaklandığını savunan Bilgin, şöyle devam etti:
"Türkiye, bölgede olağanüstü değişim içinde olan bir ülkedir ve bu değişim ülkeye olağanüstü güç katıyor. Türkiye bölgesel ekonomik güç haline geliyor. Hangi ülkeye gitsek Türk iş adamlarıyla karşılaşıyoruz. Türkiye'nin ekonomik bakımdan bir anlamda patlama yaptığı dönemden geçiyoruz. 'Cari açık ne olacak' diyenler olabilir önemli olan büyümesini sürdürebilir, tasarruf imkanlarını dışardan bulması ve uygun koşullarda geri ödemesidir. Türkiye büyük bir ülke, bunu dost düşman biliyor. Bunu en son kabul eden İsrail özür diledi. Türkiye 30 yıllık sorununu yırtıp çöpe atıyor. Bunun karşısında sağduyuyla meseleye sahip çıkmamız lazım. Bu projenin başarılı olması esas itibariyle ayrıştırılmak istenen, bin yıldır birlikte yaşadığımız insanlarla iç savaş yaşanmasını isteyenlerin oyunlarını bozacak."
"Yolculuğumuza devam edeceğiz"
Grup üyesi Ahmet Gündoğdu, devlet millet kaynaşmasında geriye dönüp hesaplaşmaya yer vermemek için tarihe not düşmek gerektiğini dile getirerek, şunları söyledi:
"1960 darbesi ve 1961 Anayasası ile derin devlet, milletin değerlerini kurumlarıyla bölmeye çalışmıştır. Bunlar artık geride kalmıştır. Şiddete dönüşmeyen her düşüncenin yer bulduğu, devletin de vatandaşını tanımlayıp dövme ayıbında bulunmadığı, sosyal devlete geçmemiz lazım. Bizi vatan haini ilan edenlerin tabanlarına da haksızlık yaptığını düşünüyorum. Niçin karşı olduğunuzu, tabanınızı dinleyin ve ortaya çıkın, öneride bulunun. 'Terör bitmesin' diyecek birileri olduğunu düşünemiyorum. Vatan hainliği ve ihanetle suçlanmayı hak etmiyoruz. O seviyeye inerek bunları söyleyenlere cevap vermek bize yakışmaz. Aylardır şehitliği, milleti, iradeyi, demokrasiyi bilmeyen insanlar bize hakaret ediyor. Hiç önemli değil. Milletin iradesinin yanında bu yolculuğumuza devam edeceğiz. Bataklığı kurutacağız ve terörü geçim kaynağı edinenlerin elinden alacağız. Allah bize milletin değerlerine hizmet etmeyi nasip etsin."
Herkes kanın durmasını istiyor
Grup Başkanı Hakyemez de kapanış konuşmasında, toplantıya katılanların ortak görüşünün kanın durması yönünde olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Herkes kanın durmasını istiyor, farklı dünya görüşlerine sahip 63 kişinin ortak görüşü budur. Çözüm büyük Türkiye'nin gerçekleşmesi için fevkalade önemli durumdur. Türkiye büyük bir ülkedir, bu sorunlardan kurtulmadan bunu gerçekleştiremeyiz. Süreci hükümet yönetiyor, bence de süreci yönetirken çok dikkatli, seri ve organize hareket etmeyi bilmesi lazım. Oda hükümetin inisiyatifinde bir durumdur."
Toplantının ardından Akil İnsanlar Heyeti Karadeniz Bölgesi Grubu Başkanı Hakyemez, Sekreter Fatma Benli ve Ahmet Gündoğdu, 1997 yılında Hakkari'de şehit olan Murat Akçay'ın, Hasanbey Mahallesi Cumhuriyet
Caddesi'ndeki evine gitti. Hakyemez ve beraberindekiler, şehidin babası Hasan Akçay ile görüştü.
Amatörce hatalar, büyük sıkıntılar yaratabilir
Akil İnsanlar Heyeti Marmara Bölgesi Grubu Üyeleri, Marmara Dernekleri ve Karabük Dernekleri Federasyonları ile Tüm Bürokratlar ve İş adamları Sosyal Dayanışma Derneğince (TÜMBİAD) Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde düzenlenen toplantıda bir araya geldi.
Toplantıda konuşan Grup Başkanı Deniz Ülke Arıboğan, "akil insanlar" tanımının toplumla aralarında ciddi bir mesafe oluşturduğunu, tanımın yanlış yapıldığını ifade etti.
Arıboğan, sürecin sadece "Kürt sorunu" olarak düşünülmemesi gerektiğine işaret ederek, "İnsan hikayelerini duymaya başladığınızda, hayat bambaşka bir yere gidiyor. Siyasetin gözlüğü, aslında insan hikayelerini görmemizi engelliyor, körlük yaratıyor. Mesele Kürt meselesiyle sınırlı değil. Bir 'Alevi sorunu' var. Alevi dernekler geliyor ve 'Biz de o barışın ve adaletin bir parçası olmak istiyoruz' diyorlar. Sonra Romanlar geliyor, 'Bizi yok sayıyorsunuz' diyorlar. Kadınlar, sol grup örgütler gelip konuşuyor. Aslında toplumda kendini baskı altında hisseden çok geniş bir kitle olduğunu görüyorsunuz" diye konuştu.
Süreç konusunda çok dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Arıboğan, şöyle devam etti:
"Yapılabilecek çok basit, amatörce hatalar, büyük sıkıntılar yaratabilir. Habur provokasyonunun ne kadar etkili olduğunu biliyoruz. 'TC' provokasyonu ve Türk milleti ile ilgili tartışmalar onun kadar etkili olmuş görünüyor. Akil insanların yapacağı en iyi şey: Bütün siyasi partilere öncülük yapabilecek şekilde dosya oluşturmaktır. Çünkü halkın nabzını siyaset dışı bir alanda tutmayı başarıyoruz."