MANİSA
Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 8 tutuklu, 37 tutuksuz sanık hakkında Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davada, 13 Nisan Pazartesi günü başlayan ilk duruşmada dördüncü oturum açıldı.
Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, tutuklu sanıklar Soma Kömürleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, genel müdür Ramazan Doğru, işletme müdürü Akın Çelik, teknik müdür İsmail Adalı, teknik nezaretçi Ertan Ersoy, vardiya amirleri Yasin Kurnaz, Hilmi Kazık ve Mehmet Ali Günay Çelik, tutuksuz 37 sanıktan 27'si ile mağdur aileleri ve sanıkların avukatları hazır bulundu.
Katılımın önceki günlere göre az olduğu gözlenen duruşmada, tutuklu 8 sanık, jandarma kordonu altında, salonda kendilerine ayrılan bölüme alındı. Jandarma ekibi, sanıkların etrafında çember oluşturarak, güvenliklerini sağladı.
"Kömür yanması kesinlikle yoktur"
Duruşmada ilk olarak maden teknikeri Mehmet Ali Günay Çelik'in savunması alındı.
Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek sözlerine başlayan Çelik, iş güvenliği baş mühendisi Mehmet Efe'den aldığı talimatlarla, iş güvenliği açısından gerekenleri yaptırdığını söyledi.
Bilirkişi raporunda, "yangının U3 bölgesinde taban kömürünün yandığı ve dinamit atımıyla da alevlenip büyüdüğü"nün yazıldığını öne süren Çelik, şunları kaydetti:
"Bilirkişi raporuna itiraz ediyorum. Yangının, üst kot gibi başka yerden gelen metan gazının hızlı şekilde yanmasından kaynaklandığını tahmin ediyorum. Çünkü olayın ardından hava akımını ters çevirene kadar 1,5-2 saatte galerinin 120 metrelik kısmı yanmış. Hava akımının ters çevrilmesiyle başka tarafa yönelen yangın, 3 günde sadece 350 metrelik bölümde etkili olmuş. Kömür yanması, kesinlikle yoktur. Kömür yangını konusunda gereken önlemleri hep almışızdır."
Mahkeme başkanı Aytaç Ballı'nın, bilirkişi raporunda yer alan seyyar ve sabit göz ölçüm sensörleri arasındaki uyumsuzluk, gaz maskelerinin çalışmaması, karbonmonoksit değerlerinin yasal sınırın üstüne çıktığı durumlarda dahi çalışmaya devam edilmesi iddialarını sorması üzerine Çelik, bunlar hakkında Mehmet Efe'nin bilgi sahibi olduğunu, sorumluluğu bulunmadığını ileri sürdü.
Mehmet Ali Günay Çelik, kurtarma çalışmaları sırasında solduğu dumandan etkilenip baygınlık geçirdiğini, müdahalenin ardından tekrar ocağa dönüp çalışmalara katıldığını söyledi.
"Güvenlikle ilgili herhangi genel tatbikat yapılmamıştı"
Tutuklu sanık iş güvenliği uzmanı ve vardiya amiri Hilmi Kazık, olay günü saat 16.00-24.00 vardiyasına çalışmak için geldiğinde ocakta olağanüstü durum olduğunu öğrendiğini belirtti.
Bunun üzerine kurtarma çalışmalarına katıldığını ifade eden Kazık, "Ocaktan çok yoğun duman çıkıyordu. Bu dumandan kimse çıkamazdı. Dumanda 10 metre ilerledik, cesetlerle karşılaştık. Sonra geri dönmek zorunda kaldık" diye konuştu.
Kazık, güvenlikle ilgili durumlarda işçilerin ve kendisinin ne yapması gerektiğini bildiğini öne sürerek, mahkeme başkanı Aytaç Ballı'nın konuya ilişkin sorusuna, "Maden ocağında güvenlikle ilgili herhangi genel tatbikat yapılmamıştı" yanıtını verdi.
Hilmi Kazık'ın "Eşim ve çocuğum var, tahliye olmak istiyorum" demesi üzerine, salondakiler "Biz ne olacağız. Eşlerimizden ne istediniz?" tepkisini verdi.
Hilmi Kazık'ın savunmasıyla tutuklu 8 sanığın savunmalarının alınması tamamlandı.
Tutuksuz tanıkların savunmaları alınmaya başlandı
Mahkeme başkanı Aytaç Ballı, savunmasını almak için tutuksuz sanıklardan ilk olarak vardiya emniyet mühendisi Yalçın Erdoğan'a söz verdi.
Yalçın Erdoğan, kendisi dahil iş güvenliği uzmanlığı belgesi olmadan emniyet sorumluluğu verilen mühendisler bulunduğunu dile getirerek, genel tatbikat yapılmasa da acil durumlarla ilgili eğitimleri olduğunu savundu.
Muhabir: Emre Umurbilir, Turgay Duyar