07 Haziran 2016•Güncelleme: 07 Haziran 2016
BİTLİS - ŞENER TOKTAŞ
Bitlis'in Ahlat ilçesinde yeni bir hayata başlayan Ahıska Türkleri, 1. Dünya Savaşı'ndan sonra 72 yıl boyunca yaşadıkları sürgün günlerini, acıyı ve zulmü AA muhabirine anlattı.
Ahlat'a yerleştirilen Ahıska Türklerinin temsilcisi Hamza Ayazov, sürgün edildikleri topraklarda karşılaştıkları zulmü anlatırken gözyaşlarını tutamadı.
Gürcistan'dan sonra 1. Dünya Savaşı'nın ardından 72 yıl boyunca Özbekistan, Kazakistan, Rusya ve Ukrayna'ya sürgün edildiklerini anlatan Ayazov, "Çok sıkıntı çektik. İnşallah bundan sonra bir yerde oluruz. Burası artık inşallah vatanımız olur da biz de gün görürüz." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür eden Ayazov, "Allah Türkiye Cumhuriyeti'nden razı olsun. Kim bu işe el attıysa Allah hepsinden razı olsun. Bizleri getirip ilgilendiler. Bizlere ev verdiler, vatanımıza kavuşturdular. Biz bundan sonra Türk vatandaşı olarak, Türk bayrağı altında yaşayacağız. Çok çetin günler geçirdik. Özbekistan, Rusya, Ukrayna'da ölülerimiz kaldı. Bu çok zor. Çok sıkıntı çektik." diye konuştu.
"İçerisinde hayvanlar bulunan vagonlarla sürgüne gönderdiler"
Ahıska Türklerinden Hanzade Aripova (88) ise 10 yaşından beri sürgünde olduğunu ancak Türkiye'nin kendilerini sahiplenmesinden büyük mutluluk duyduklarını ifade etti.
"Türkiye bize yer ve yurt verdi. 72 yıl boyunca sürgünde kaldık. 3 kez değişik yerlere sürgün edildik. Şimdi burası bize vatan oldu." diyen Aripova, şöyle konuştu:
"Stalin döneminde çok zulüm gördük. Bir köyden başka bir köye kardeşin kardeşi görmesi için gitmesi yasaktı. Bizi içerisinde hayvanların bulunduğu vagonlarıyla sürgüne gönderdiler. Hava çok soğuktu. Aç ve susuz kaldık. Perişan bir durumdaydık. Çok sıkıntı çektik ama vatanımıza geldik. Bundan sonra da burada sizlerle yaşayacağız. Bize sahiplik ettiniz. Müslüman ülkesinde yaşayacağız. Babam savaşta öldü. Biz küçüktük. Annem bizleri büyüttü."
"Bir ay süren yolculukta 10 binden fazla adamımız öldü"
Muhammed İlyasoğlu (76) ise 1944 yılının kasım ayında hayvan yüklü vagonlarla sürgüne gönderildiklerini ve bu sürgünlerin 72 yıl boyunca devam ettiğini vurguladı.
Sürgün döneminde 4 yaşında olduğunu ve bir ay boyunca trenin soğuk vagonlarında yolculuk ettiklerini anlatan İlyasoğlu, şunları aktardı:
"Bu sürede trende soğuktan, hastalıktan ve açlıktan ölenler oldu. Ölülerimizi döşek içinde gizledik. Askerler arama yaptıklarında döşeğe gizlediğimiz ölülerimizi trenden attı. Yolda kalanlar oldu. Tuvalete gidenler tren hareket ettikten sonra yetişmedi. Bir ay süren yolculukta 10 binden fazla adamımız öldü. Semerkand'a vardık ve bizi burada bir hamama götürdüler. Hamamın bir tarafında kadınlar bir tarafında erkekler vardı. Orada çıkan bir kargaşa sonucu bazılarının ayakkabısı, elbisesi, başörtüsü çalındı. İnsanlar çıplak kaldı. Utanmak ve namus bilmiyorlar. Biz çok çektik. İçeceğimiz, yiyeceğimiz, ateşimiz, odunumuz ve evimizin tavanı yoktu. 5 kişi bir yorganın altında yatıyorduk. Bizi Özbeklere 'bunlar insan yiyor' diye anlatıyorlardı. Vatanın yokluğundan 12 yere sürgün edildik. Bizde can ve para kalır mı? Allah Türkiye'den razı olsun. Cumhurbaşkanı Erdoğan kardeşimin, Başbakanımızın gözlerinden öpüyorum. 79 milyon Türk halkına helal olsun. Onlara teşekkür ediyoruz. Türkiye başımızın tacı, yüreğimizin ilacı, yoksul ve yetimlerin babası. Aç ve yoksul insanlara el uzatan Türkiye'ye helal olsun. Bizi vatanımıza getirdi."