20 Haziran 2018•Güncelleme: 20 Haziran 2018
VAN
Van'ın Bahçesaray ilçesinde kışlık ihtiyaçlarını karşılamak ve koyunlarını otlatmak amacıyla yaylaya giden 11 aileden 14'ü çocuk 24 kişi, 18 Temmuz 1993 gecesi teröristlerce katledildi. Saldırıda hayatını kaybedenlerin yakınları, yaşadıkları acıyı ilk günkü gibi yüreklerinde hissederek insanların suçsuz, günahsız ve savunmasız olmasına aldırış etmeden kurşuna dizen terör örgütü PKK'ya tepki gösterdi.
Sündüz Yaylası'ndaki katliamında annesi Huri Samsa ve akrabalarını kaybeden Sabahattin Samsa, olay günü saldırının gerçekleştirildiği yerden topladığı mermi kovanlarını 25 yıldır saklıyor.
Bölgede yaz aylarında insanların hayatlarını sürdürmek ve kışlık ihtiyaçlarını karşılamak için yaylalara çıktığını anlatan Samsa, yakınlarının da o dönemde 4-5 ay kalmak için 10 aileyle yaylaya çıktığını söyledi.
%2Fc8e043df-6b79-4e93-a806-262e6e0cd49c.jpg)
"Çocukların bedenleri param parça olmuştu"
Samsa, olay günü yaylada olmadıklarını, katliam haberini aldıktan sonra bölgeye gittiklerinde insanlık dışı bir tabloyla karşı karşıya kaldıklarını aktararak şöyle devam etti:
"PKK'lı teröristler tarafından Sündüz Yaylası'nda bir katliam yapıldı. Orada öldürülen aileler devletine, milletine bağlı, şer odaklarına karşı mücadele eden insanlardı. Olaydan sağ kurtulan akrabam Ahmet Sevgili'nin anlatımıyla gece saatlerinde yaylada bazı aileler çadırda dinleniyor, bazıları da gündüz yarım kalan işlerini tamamlıyordu. Bu sırada yaylaya gelen 6-7 kişilik terörist grubu, herkesi Ahmet Sevgili'nin çadırına topluyor. Çadırdakilere yaylanın ismini sorarak telsizle bir yere haber veriyorlar. Uzun boylu, sarışın, sarı sakallı, gözlerinde cehennem ateşi çıkan insanlıktan nasibini almayan biri, telsizden yeri teyit ettikten sonra teröristler oradakileri taramaya başlıyor. İlk kurşun amcamdan sekerek eşine isabet ediyor. Teröristler şarjördeki tüm mermilerini bitiriyor. Herkesin çığlığı gecenin karanlığına karışıyor. Bununla yetinmeyen insanlıktan nasibini almayanlar, soykırım yapar gibi şarjörlerini değiştirerek yeniden ateş açıyor. Anneler çocuklarını kucaklarına alarak korumaya çalışmışlar. Sabah cenazeleri almaya gittiğimizde gördük o manzarayı. Çocukları param parça yapmışlardı. Vahşi insanlar neyin hırsını yaşadılar, amaçları neydi anlayamıyoruz. Anneler, çocuklar orada paramparça olmuştu. Hunharca, haince bu aileler katledilmişti."
Mermi kovanlarını 25 yıldır saklıyor
Olay yerinden topladığı mermi kovanlarını 25 yıldır sakladığına işaret eden Samsa, "Olay günü topladığım kovanlardan çıkan mermiler anneme, 6 aylık bebeğe, hamile kadının karnındaki bebeğe isabet etmiş. Dünyada savaş olur insanlar ölür ama böyle acılar olmaz. Bu olayı gerçekleştirenleri, destek olanları Allah, 'Kahhar' ismiyle kahretsin." dedi. Samsa, mazlumların hakkının yerde kalmayacağını katliamı yapanlarla mahşer günü hesaplaşacaklarını dile getirdi.
Olayı anlatırken kelimeler boğazında düğümlenen Samsa, şunları söyledi:
"Cenazeleri kaldırmak için tek tek çadırlardaki battaniyeleri getirdik. Bazı cenazelerin parçaları birbirine karışmıştı. Etraftan ot toplayarak atların heybelerine doldurduk ve şehit olan çocukların büyük bir kısmını heybelere bıraktık. Yaşı büyük olanları da üzerlerine bırakarak bağladık ve 3 saatlik yolculuktan sonra ilçeye ulaştık. Şehitlerin kanı heybelerden sızarak yere damlıyordu. Cenazeleri ilçedeki sağlık ocağına getirdik ve işlemlerin ardından defnettik. 25 yıl oldu ama bizim için 25 dakikadan daha az bir süre gibi geliyor. Gözümüzün önünde canlanıyor her an yaşadığımız acı olay. Yaramız hala kabuk tutmadı. Türkiye'de şehit haberleri görürken annemin cenazesi, bebeklerin cenazeleri gözümün önüne geliyor. Mermileri görünce annemin yaralarını hatırlıyorum. Anneme 11 mermi isabet etmişti."
Terör örgütü PKK'nın Sündüz Yaylası gibi Türkiye'nin birçok yerinde katliamlar yaptığını vurgulayan Samsa, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Kürt halkının hakkını savunduklarını söylüyorlar ama bununla alakaları yok. Biz bu katliamı nesillerimize aktaracağız ki bir daha bu şer odaklı insanlara fırsat verilmesin. Biz birbirimize kenetleneceğiz, destek olacağız. Bu dramı yaşayan ailelere yardım edilsin. Ben o yaylaların şen olduğu günleri hayal ediyorum. Tarım Bakanlığı 300 koyun vereceğini söylüyor. İnşallah bu destekle tekrar o günler yaşanacak. Huzur dolu günlere doğru gidiyoruz. Bu huzurla kanayan yaramız kabuk bulacak inşallah. Bizden sonraki nesiller bu acıları çekmesin, onlar huzurlu yaşasın. Biz her zaman devletimizin yanındayız. Canımız devletimize, bayrağımıza ülkemize feda olsun. Bu şekilde devam edeceğiz."
"Eşim, iki çocuğu kucağında şehit oldu"
Saldırıda eşini ve biri 7 aylık, diğeri 7 yaşında iki çocuğunu kaybeden Ferman Ağaç da hala o günkü acıyı unutamadığını ve her gün yatağa girdiğinde eşi ve çocukları için ağladığını anlattı.
18 Temmuz 1993'te işe gittiği sırada katliam yapıldığı haberinin geldiğini ve tüm ilçenin yaylaya akın ettiğini dile getiren Ağaç, şöyle konuştu:
"Oraya gittiğimizde karşılaştığımız görüntüyü unutmamız mümkün değil. Herkesi bir çadırın altına toplayıp öldürmüşlerdi. Anneler çocuklarını kucaklarına almış o şekilde yatıyordu. Benim eşim de biri 7 aylık diğeri 7 yaşında olan iki çocuğunu kucağına almış ve kıbleye doğru dönerek ölmüştü. Küçük çocuğumu aldığımda ağzından kan aktı, çene kısmı yerinde yoktu. Allah'ım sen kabul etme. Cenazeleri yataklara sardık ve küçükleri çuvallara bırakarak cenazelerimizi merkeze getirdik. Hepimiz akrabaydık, bir aileydik. Bir düşmanımız, geçinemediğimiz kimse yoktu. Teröristler geldi bu katliamı yaptı. O günden bu yana ben bu acıyı yaşıyorum."
Muhabir: Cemal Aşan