02 Eylül 2016•Güncelleme: 02 Eylül 2016
ŞANLIURFA - YASİN DİKME
Suriye'de, Kürt kökenlilerin oluşturduğu bazı yapıları baskılarla bölgeden uzaklaştıran ve binlerce insanı göçe zorlayarak yerinden ettiği Uluslararası Af Örgütünün raporlarına yansıyan PYD'nin, terör örgütü PKK ile ortaklığını ispatlayan delillere rağmen ABD ve bazı Avrupa ilkelerince desteklenmesi, Fırat Kalkanı Harekatı'nın ardından yeniden gündeme geldi.
PKK'nın, örgüt mensuplarını PYD saflarında savaşması için Suriye'ye yolladığı, PYD kamplarında eğitim alan teröristlerin PKK'ya destek amacıyla Türkiye'ye geçtikleri, daha önce yakalanan örgüt mensuplarının ifadeleriyle de ortaya çıkması dikkati çekmişti.
Teröristlerin ifadeleri ortaklığı kanıtlıyor
Şanlıurfa'da 3 Mart'ta sınırı geçmeye çalışırken yakalanan PYD/YPG'li keskin nişancılar, ifadelerinde PKK ile PYD arasındaki ilişkiyi anlattı.
Terörist Mesut C, ifadesinde PYD yönetiminin kararıyla PKK'ya destek için Diyarbakır'ın Sur ilçesine keskin nişancı olarak gönderildiğini, PYD yönetiminin PKK'ya destek için özellikle keskin nişancı eğitimi almış kişileri Türkiye'ye gönderdiğine dikkati çekti.
"Tirej" kod adlı terörist Abdurrahman P. de 2014'te terör örgütüne katıldığını, ardından keskin nişancı eğitimi için Kandil'e gittiğini ve PYD/YPG saflarında savaşmak amacıyla Kobani'ye geçtiğini söyledi.
Terörist Abdurrahman P. ise PKK'nın Sur ve Nusaybin'de çatışmak için PYD/YPG'den keskin nişancı talebinde bulunduğunu itiraf etti.
Bilinen fakat görmezden gelinen bir ortaklık
Şanlıurfa'nın Suriye sınırındaki Ceylanpınar Belediye Başkanı Menderes Atilla, yaptığı açıklamada, terör örgütleri PKK ve PYD'nin sadece isimlerinin farklı, aslında her yönüyle aynı olduklarını söyledi.
Atilla, PKK ve Suriye'deki uzantısı PYD'yi ayırmanın mümkün olamayacağını dile getirerek, şunları kaydetti:
"Bunların üst yönetimi, eğitimleri, stratejileri, hedefleri aynı, hepsi bir. Sadece bunların baronları işini daha iyi yapabilmek için farklı isimler kullanıyor."
"Kimse inkar edemez"
Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Emin Bozoğlan da PKK ve PYD terör örgütlerinin birbirinin devamı gibi olduğunu anlattı.
İki örgüt arasında şekilsel olarak küçük farklılıklar gösterilmeye çalışılsa da her ikisinin aynı amaca hizmet ettiğine dikkati çeken Bozoğlan, "Türkiye'de yaşanan terör olayları ve Suriye'nin kuzey bölgesinde yaşanan zulüm, aynı ortak aklın ürünü. Türkiye'de PKK, Suriye'de ise PYD aynı işlevi görüyor. Bölgede maalesef bunlar yüzünden ciddi sıkıntılar yaşanıyor, terör örgütleriyle barış ve huzur sağlanamaz. PKK ve PYD arasındaki bağlantıyı kimse inkar edemez, şekilsel olarak bazı ufak farklılıkları olsa da kamuflajın bir önemi yok, önemli olan kafa yapısıdır." diye konuştu.
"PKK ana gövdedir"
Araplar Yardımlaşma Derneği (ARAP-DER) Genel Başkanı Şükrü Kırboğa da PKK ve PYD'nin aslında aynı örgüt olduğunu ve bu konunun tartışılmasının bile yersiz olduğunu söyledi.
Suriye'nin Kobani (Ayn el Arap) kentinde PYD ve DAEŞ arasındaki çatışmalarda ölenlerin büyük bölümünün Türkiye vatandaşı olduğuna işaret eden Kırboğa, bunların PKK kamplarında eğitim aldığını anımsattı.
Kırboğa, tüm dünyanın bu iki terör örgütünün aynı yapıya hizmet ettiğini bildiğini vurgulayarak, şu tespitlerde bulundu:
"PKK ana gövdedir, İran'da PJAK olarak faaliyet gösterir, Suriye'de ise PYD olarak anılır. Bütün bu örgütlenmelerin alt silahlı grupları vardır. YPJ gibi ama ana damar yine PKK'dır. Aynı hedefe hizmet eder, aynı şer güçler tarafından desteklenirler, ellerindeki silahlar aynı, üniformaları, aynı eğitimi görüyorlar. Batı ve ABD, bu yetiştirdiği örgütü dünya terör listesinde gösterip algı üretmektedir. Suriye ve Batı, terör listesine koyduğu örgütle çalışmalarının kendileriyle çelişecek olması nedeniyle PKK içindeki militan kadrosunu PYD gibi bir isim altında toplayıp Suriye'de savaştırmaktadır. İkisinin aynı olduğunu bizzat ABD Savunma Bakanı Ashton Carter ve ABD'li Senatör Lindsey Graham söylüyor."